Bebek ve DoÄŸum

Bebekler ve Doğum Hakkında

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

İnsanoğlunun veni doğşunu diğer hayvanlardan ayıran tek özelliğin ilgilenilmemesi halinde hayatta kalamayacağı olduğu söylenir. Doğrudur da. Ancak yine de , bebeğin, her şeyi başkalarından bekleyen, şifa bulmaz tembel olarak ş başladığı anlamıma gelmez. Aksine doğumun hemen ardından bünyesinde sürü mekanizma harekete geçer, oldukça yoğun faaliyet başlar. İçinde bulunduğu dünyayı tanımaya girişir.
HerÅŸeyden önce yukarıda gördüğümüz soluk alıp verir, önceleri oksijeni annesinin karnından aldığı için, buna gereksinme duymuyordu. ÅŸimdi gereksindiÄŸi oksijeni kendi başına saÄŸlamak zorunda. Solunum sistemi genellikle istikrarsız çalışır. Derin soluklar, ardından hızlı hızlı, sonra yüzeysel, derken aksiÄŸer faaliyetinin durduÄŸu deÄŸiÅŸken soluklar gözlenir. düzensizlik, bebeklerinin her hareketini kaygıyla izleyen anne-ı dehÅŸete düşürebilir. “Niçin soluması durdu, yoksa solumayı unutur , ne oldu böyle?” v.s. telaÅŸ ifadeleri. Korkmayın bebeÄŸinize hiç ÅŸey olmuÅŸ deÄŸil. Solunumu da durmayacak. Solunum otomatik mekanizmalar tarafından denetlenir, insan unutsa soluma kendiliÄŸinden devam eder.
doğş , vücut ısısını normal sınırlar çerçevesinde tutmak için de önlem almaya başlar. Üstelik oldukça da iyi başarır . önce annesinin karnında, sürekli ılık banyo içinde bulunuyordu. yüzden de hiç sorun yoktu. Şimdi ise, kâh sıcak, kâh soğuk hava ile karşılaşmakta, dolayısıyla da az çok değişmez ısıyı korumanın çaresine bakmak zorunda. yineliyorum, onun kolaylıkla üstesinden gelebileceği .
Organik kalıntı maddelerinin vücuttan atılması ise, kendiliğinden olabilir. Ayrıca çoğu için zevkli olaydır. Boğazlanıyormuş bağıran bebeğin biraz sonra sakinleştiğini görürsünüz. Birden fıskiye misali çişini yapar, öyle tedbirli davranıp, hemen yana kaçmazsanız giysilerinizi ıslatmaktan çekinmez. Ancak fasıl sona erer ermez yine şiddetle feryatlarını sürdürür. Barsaklarını boşaltırken de çoğu , aynı şey . arada bebeğin dışkılarının çok özel görünümü olduğuna da anne-ın dikkatini çekmek isterim: Siyahımsı ve yapışkandır. nedeni bebeğin şimdiye kadar hiç şey yememiş olması, dolayısıyla da vücudunda atacak besin kalıntısı bulunmamasıdır. Ayrıca hamilelik sırasında barsağında binken safra, çeşitli salgılar, hücre artıkları ve amniyotik sıvı kalıntılarını da yine günlerde atmak zorundadır.
çok önemsediÄŸimiz hareketler, için yenilik deÄŸildir aslında. DoÄŸmadan önce de hareket ediyordu. ÅŸimdi rahmin çeperlerinden kurtulmuÅŸ, ortamın verdiÄŸi uyarılarla da çok hareket etmektedir. Dikkat ederseniz, düzensiz hareketlerdir bunlar. Yüzünü buruÅŸturur, esner, hapşırır, dilini çıkarır, kıpırdar, kollarını ını sallar. sistemi, hareketlerine hakim olacak kadar olgunlaÅŸmadığından, hareketler rastgele ve garip biçimde gerçekleÅŸir, örneÄŸin; kimi küçüğün çene kemiÄŸinin titremesi anneyi heyecanlandırır. SoÄŸuktan diÅŸlerini takırdattığı sanılır çoÄŸu . Oysa soÄŸukla hiç İlgisi olmayan, sisteminin denetleyemediÄŸi rastgele harekettir. Buna baÄŸlı olarak bebeÄŸin cenin pozisyonuna dönmek İster kollarını ını kıvırması, başını sallaması, suratını ÅŸitmesi, yumruklarını sıkması, aÄŸlarken bilinçsiz hareketler sergilemesi de bütünüyle normaldir. bütün hareketleri gerçekleÅŸtirirken, çok farklı kaslar çalışır. kasları harekete geçirmek için çoÄŸu , minik uyarı yeter. doÄŸÅŸ , tepkilerine hakim olamaz. Bütün vücuduyla karşılık verir. Bazı olaylarda ise, refleksleri ÅŸaşılacak isabet ve olaÄŸanüstü güç örneÄŸi gösterir. Küçük ellerine dokunmaya görün, öyle güçle kavrar , siz ne kadar çekerseniz çekin, yapışıp kalır. kavrama refleksidir. “Moro” “kucaklama” dediÄŸimiz ise, farklı olarak tümden reflekstir, üzerine ışık düştüğünde beklenmedik gürültü duyduÄŸunda, vücudu birdenbire durumunu deÄŸiÅŸtirdiÄŸinde, altında güvenli dayanak bulamadığında küçük kollarını iki yana savurur, parmaklarını yelpaze aralar, gözlerini faltaşı açar ve yaygarayı basar.
Reflekslerin en önemlisi kuşkusuz emme refleksidir. Doğum anından itibaren bebekte mükemmel emme yeteneği bulunduğu söylenebilir. Başka hiç faaliyette emme kadar başarılı değildir. Oysa dikkat ederseniz emme değildir. Yanaklar, dudaklar ve dilin eş zamanlı dizi hareketini içerir. doğş emme konusunda şampiyondur. Ayrıca neyin emilebileceğini anında saptamada da üstüne yoktur. Dudaklarına yakın noktaya parmağınızla çe dokunmaya görün hemen dönecek aralanmış ağzıyla emmeye başlayacaktır. Hedefi annesinin göğsü olursa güzel. Yalnızca parmaksa da zararı , da emecektir. Hem de canınızı yakacak kadar, onun için zorunlu olan emmeye heran hazır olmaktır. Sonuçta hayal kırıklığına uğrarsa da çoğu , mis sütle ödüllendirilecektir.

yukarıda saydığımız tüm faaliyetleri arasında uyur da. şamanın zamanlarında oldukça uzundur uyku süreleri. Gününün yaklaşık 20 saatini uykuda geçirir. Anne çoğu , bebeğin halini görüp kaygılanır. yetişkini korkuyla yerinden hoplatan gürültü, beşiğinin hemen üzerinde yakılan ışık, kış uykusuna yatmış hayvanı uyandırabilecek şiddette uyarılar onda hiç tepki yapmaz. Arada yüzünüzü buruşturmanın dışında hiç istifini bozmadan uyumaya devam eder. Derken ortalıkta çıt çıkmadığı halde birden keyfi kaçar uyanır ve yaygarayı basar.
Kısaca dış dünyadan uyarılar karşısında fazla duyarlı değildir. Bebeklerin gözle görülmeyen perde örneği, olağanüstü duyarsızlıkla korunduğu söylenebilir. da kendisi için hiç de huzurlu olmayan dünyada sakin sakin şamasına olanak veren büyük avantajdır. Ancak dıştan uyarılara denli duyarsız olmasına karşın, içten, yani organizmasından uyarılara karşı fazlasıyla hassastır. Barsağının hareketi da pozisyon değişikliği, dünyası allak bullak olmuşçasına sarsar .
önce de söylediğimiz , doğş bebeğin duyu organları henüz gelişmiş değildir. nedenle, uyarılmaları da zordur, örneğin; doğş bebeğin, acıyı fazla duymadığı söylenir. Bazı dinlerde, birkaç günlükken sünnet edilen bebeğin, müdahaleye anastesisiz katlanabilmesi, inanışı getiren etkenlerden biridir. Ancak arada yetişkinlerin, acının bilincinde olduklarını, belleğine kaydettiklerini, hayal gücünün etkisiyle başlamasını beklediklerini ve korkuyu çoğu , gözlerinde büyüttüklerini unutuyoruz. doğş bebekte yoktur. olmaması, acıyı duymadığı anlamına gelmez. Annesi, sıcacık göğsüne bastırdığı, da ılık banyo suyuna yatırdığı , sakinleştiği için bebeğin soğuktan rahatsız olduğu söylenir. Burada anne göğsünün da sıcak suyun bebeği gevşettiğini, rahmin içindekiyle kıyaslanabilir sükunet ve huzur verdiğini hatırlamalıyız.
Annesinin göğsüne yaslandığında da sıcak banyo küvetine yatırıldığında bebekte ruhsal denge hissi, rahatlıktan ileri hoş duygular doğmaktadır.
Bebeğin ağzının tadını bilmesi de genellikle şaşırtır bizi. Karnı aç olduğu zamanlar, papatya suyundan süte, çaydan suya varıncaya kadar her türlü sıvıyı kana kana İçer. karnı doydu , güçlük çıkarmaya başlar, beğenmediği şeyi tükürür, herhangi şeyi diğerine yeğ tuttuğunu açıkça belli eder. Birkaç damla limon suyu içirdiğinizde feci şekilde yüzünü buruşturur, sütünü verdiğinizde, mutluluğu yüzünden akar. Bütün bunlar, bebeğin tad duygusunun bulunduğunu ve duygunun hiç de sanıldığı kadar ilkel olmadığını göstermektedir.
iÅŸitme duygusu da iÅŸler haldedir. Allah’tan pek sayılmaz. Trafik gürültüsü, televizyon, kardeÅŸlerinin oyunu ve konukların gevezelikleri, doÄŸÅŸ bebeÄŸi genellikle rahatsız etmez. , odasında tabanca patlatılsa uyanır doÄŸal olarak…
Sıra geldi en önemli soruya: bizleri görür mü? da neyi görür?
Evet, bizi görür, Gölgeleri, ışığı seçebilir. şimdilik bukadarı elinden. doğş , özellikle cisimlere bakmak yeteneğinden yoksundur. Gözleri, hareketlerini denetleme yeteneğine henüz erişememiştir. Bebeğinizin , şaşı baktığını gördükçe üzüntüye kapılabilirsiniz. Korkmayın, öyle kalmayacaktır. Şu anda göz yuvarlaklarını yönlendirmeyi başaramadığından ara sıra gözleri kaymaktadır. Şimdilik sizi tanıyabilirle durumunda değildir. Bildiğimiz kadarıyla, doğş , pencere ile lambayı ayırt etme yeteneğinden yoksundur. dönemde yalnızca, ışık kaynağı dikkatini çekmektedir.
doğş bebeğin duygularından sözetmek kuşkusuz çok . Ancak, bazı duyguları, hem de çok yoğun olarak hissettiğini söyleyebiliriz. gerçeği yalnız anne- değil, bebeğin yakın çevresinde olan herkes bilmek zorundadır: doğar doğmaz, doğmadan önce, hoşnutluk ve hoşnutsuzluğu bilmektedir. Yani, psikolojisi vardır. bebeği anlamaya ve ona yardım etmeye çalışmak için gerçeği hesaba katmak koşuldur.
YENİ DOĞŞ NELER DÜŞÜNÜR? (PSİKOLOJİSİ)

Bebeğin minicik aklından neler geçer acaba? O, yetişkinler , kendisiyle dünyanın kalan kısmı arasındaki ayırımın henüz bilincinde değildir, örneğin; başımıza çekiçle vurulacak olsa, bizden parça olarak, başımızın acıdığını hissederiz. Yani acının bilincine varırız. Oysa, çekiçle vurma, dış dünyadan, yani dışımızdan olaydır. doğş için durum farklıdır. Çekiç darbesi ve acı, onun ne içinde, ne de dışındadır. Yalnızca acı vardır onun için. başka deyişle doğş , yandan dünya, diğer yanda da kendisinin olduğunu bilemez. ayırımı yapamamaktadır henüz.
Bebeğin dünyası da onunla birlikte doğar. Olaya doğş bebeğin görüş açısından bakarsak, onunla dünya tek varlıktır. Doğum anından itibaren -dünya varolmuştur. Ancak, varoluş için zamanlar hiç de zevkli değildir. Aksine, sinirlidir . Küçük dünyasında, pekçok şey yolunda gitmemektedir, yorgundur, gereksinmeleri vardır. Eh, bunlarda minik konuğumuzu kusursuz etmeye yeter de değil mi? Doğumdan hemen sonra, bebeğin duyduğu hisleri, terkedilmişlik, yalnızlık, ve şeklinde özetleyebiliriz.
Ancak, günlerin huzursuzluÄŸundan sonra, yepyeni unsur ılır ÅŸamına: zevk ve hoÅŸnutluk. Emme ının ilkel zevk duygusuyla baÄŸlantılı olduÄŸu, bugün tartışmasız, herkesçe edilen gerç. Emmek, için refleksten derin, anlamlı . Emmeyle birlikte çok önemli gerçekleÅŸmektedir. zevk verici ÅŸeyi içine katmaya, o zevkle özdeÅŸleÅŸmeye çalışmaktadır, iÅŸte bebeÄŸin ÅŸamındaki ayırım. itibaren zevki kendine katmaya, hoÅŸnutsuzluk verici ÅŸeyleri ise, kendinden uzaklaÅŸtırmaya çalışacaktır. arada kendinden bazı ÅŸeyleri de reddedecektir, örneÄŸin; rahatsız organlarını. Buna karşın, dış dünyanın hoÅŸuna giden bölümünü, örneÄŸin, annesinin memesini, kendi içine alacaktır. Böyle o\unca, evren, doÄŸÅŸ için, kendi, diÄŸeri ise, dış dünya olmak üzere deÄŸil, zevk (kl “dıştan da gelse ona aittir) ve hoÅŸnutsuzluk ( kendisinden doÄŸsa da ona yabancıdır) ÅŸeklinde iki bölüme ayrılacaktır.
doğş bebeğin tutumu: İyiyi kendine katma, kötüyü ise, reddetme eğilimi, kendisiyle dış dünya arasındaki ayrımın tohumunu oluşturmaktadır. Başlangıçta, yalnızca, İçgüdüden ibaret olan unsurlar, örneğin emme ile özdeşleşme ve dışkıyı kendinden atma, yavaş yavaş psikolojik plana da kayacak, bebeğin kendine katma eğiliminde olduğu şeyler onunla, dışındakiler ise, çevreleyen dünyayla özdeşleşecektlr. Aylardan sonra erişeceği noktada , artık kimliğinin, başka deyişle, bağımsız şi olarak varlığının bilincinde olacaktır.
Zevk duygusu, yani emmek, doÄŸÅŸ bebekte, önce, “terkedilmiÅŸlik ve yalnızlık” olarak tanımladığımız duyguyu siler. Åžimdi ona ait, özdeÅŸleÅŸeceÄŸi ÅŸeyi vardır. Buna, “arkadaÅŸ” da diyebiliriz. Hayat yolculuÄŸunda kendisine arkadaÅŸ edinmiÅŸtir. da sizsiniz, annesi…

YENİ DOĞŞ BEBEĞİN KİŞİLİĞİ

Bebeğin karnı acıktığında, öfkelendiğinde da acı çektiğinde, farklı biçimlerde ağladığını söyledik. Ancak , karnı acıkan bütün bebeklerin, aynı şekilde, aynı tonda ağladığı, öfke, acı ve hastalık ağlamalarının da tüm için belirli kalıpları olduğu anlamına gelmez tabii. Her bebeğin çeşitli durumlarda, kendine özgü ağlama biçimi vardır. Belirli davranışlarının kendine has olduğu
Genç , bebekleri, “çok kötü” da, “fazla iyi” olduÄŸu için kaygılanırlar. Gerçekte kötü da iyi yoktur. Her bebeÄŸin, kendine has karakter ve davranış biçimi vardır, ikinci bebeÄŸinizi doÄŸurduysanız, ilki davranmasını beklemeyin, iki kardeÅŸ birbirlerinden bütünüyle farklı olabilirler.
Kimi sakindir. Sürekli uyur, meme emme ı gelince, mırıldanıp, homurdanmakla yetinir. de heyecanlı vardır. Karınları tokken, görünürde belli rahatsızlıkları yokken de bağırıp, ağlarlar, kıvranırlar. Çok olaylara şiddetli tepki gösterirler.
Kısaca özetlersek, doğum anından itibaren kendine özgü tavırlar edinir, yani şiliği gelişmeye başları..
Peki, arasındaki denli büyük davranış farklılıklarının sebebi nedir? şilik özelliklerinin kısmen kalıtsal olduğu, hepimizin bildiği gerç. önce de belirttiğim , çocuğun özelliği, diğeri de tamamen başka özelliği kalıtım yoluyla edinebilir. Kısaca genelleme yapacak olursak, bebeğin şiliğinin belirli bazı yönlerinin anne-babadan geçen mirastan oluştuğunu anlayabiliriz. Ancak, diğer takım özellikler, çevrenin etkisiyle biçimlenir. Hamileliğin gidişi, yani ana rahmi içindeki şam koşulları, arkasından doğum sonrasındaki olaylar ve hayati mekanizmaların bunda büyük rolü vardır. Örneğin, anne-babanın doğan bebeği karşılayış biçimi büyük önem taşır. Gereğinden fazla kaygı, aşırı ruhsal gerilim, abartmalı , küçüğün davranışlarını belirli ölçülerde etkiler. Bebeğin huysuzluğu çoğu , anne-babanın endişelerinin yansımasından başka şey değildir.

İlginç soru : doğş , deneyimlerini, duygularını iletebilecek düzeyde midir? Evet, yapabilir, yapmaktadır da. Ancak, şey iletmek arzusunda olduğu anlamına gelmez. Haberleşebileceği birisi olduğunu bilmez .. Yine de olaylara çeşitli biçimlerde tepki gösterir. de tepki farklılıklarına bakarak, verdiği mesajı, belli ölçüler içinde çözebiliriz.
Tepkilerini İletme konusunda, bebeğin faydalandığı en önemli araç, sesi, yani ağlamasıdır. Dikkat ederseniz, ağlaması her aynı değildir. Ağlarken, sesinin bazı tonlarının belirli anlamı olduğunu farkedersiniz. çeşitli durumları anlatan en azından üç değişik ağlama biçimi vardır.

1. Açlık ve Rahatsızlık Anlatan Ağlama:
Çok yaygın aÄŸlama biçimi olduÄŸundan, bundan böyle evinizin normal gürültüleri arasına girecektir. , yemek ından az önce aÄŸlarsa, büyük olasılıkla karnı acıkmıştır. Yemekten sonra yine aÄŸlarsa, belki karnı yeterince doymamıştır. Ancak, aÄŸ-lamasıyla açlık arasında her baÄŸlantı kurmak yanlıştır. Altını ıslattığından, üstü fazla örtülü olduÄŸundan, midesinde bulunduÄŸundan, çok farklı nedenden aÄŸlayabilir. durumda, ona yiyecek vermek hiç ÅŸeyi çözümlemez. YavrucaÄŸa hazımsızlık çektirmekten baÅŸka…
nedenle, “aç olduÄŸu için aÄŸladığına” karar vermeden önce, tüm rahhatsızlık nedenlerini gidermeye çalışın: Altını deÄŸiÅŸtirin, ellerinin hararetine bakın, (elleri sıcaksa, fazla örtülü demektir) geÄŸirtmeye çalışın, çarÅŸafındaki buruÅŸuklukların rahatsız edip etmediÄŸini edin, çok kısa süre için kucağınıza alın, iki kaşık sıcak su içirin. OlaÄŸan dışı ÅŸey farketmezseniz, gerçekten karnı acıkmış demektir.

2. Acıdan İleri Ağlama:
, açlık da rahatsızlık ağlamasından çok şiddetli ağlama şeklidir. , avazı çıktığı kadar haykırır, sürekli hareket eder, kıpırdanır, kıpkırmızı kesilir, morarır. kriz raddesine gelerek, soluğu kesilir. Kimi acının nedeni bellidir, örneğin iğne yapılmıştır. durumda acısı geçinceye , ağlayacaktır. Ancak, bazan ne olup bittiğini anlayamazsınız, bebekte tür ağlamanın nedeni çoğu , önemli hastalık olmayan, çok ağrı kulak iltihabıdır, öfke ağlaması da acı ağlaması kadar kuvvetlidir. dilediği hareket edemediği, da acıkıp uzun süre süt beklediği için sinirlenip ağlayabilir.

3. Ağır Hastalık Ağlaması:
ağlama şekli, insanı aldatabilir. Sakin ve zayıf çıkar bebeğin sesi. Ağlamadan çok, iniltiye . Bazan o kadar hafiftir duyamazsınız . kötü belirtidir. cıyak cıyak bağırdığında, genellikle sorun olmaz. inliyorsa, işte o dikkatli olmak gerekir. , artık ağlamak gücünü bulamayacak kadar ağır hasta olabilir.

Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını çok yukarı doğru çekerek ağlıyorsa buna sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala pekmeze batırılması, çok besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde sancılarını arttırır.Bebeğin kundaklanarak sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da mikrobik kontaminasyonlar sonucu sancısına neden olabilir.

Aşağıdaki makalede bebeklerde sancıları ve konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Durmadan aÄŸlıyorsa…
Eğer bebeğiniz günde 3 saatten, haftada 3 günden fazla ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak açıklaması yoksa yani sağlıklı ise, nedeni problemidir. Bebeklerde açlık ve ağrı bağlı olmayan ve açıklanamayan ağlama nöbetlerine kolik deniyor. Ağlama nöbetleri 1-2 saat devam eder ve dönemler arasında iyi görünür. sancısı olan , ağlama nöbeti sırasında bütün kuvvetini tüketecek şekilde, durmak bilmeden ve teselli edilemeyecek şekilde ağlar. Çoğu bebeğin ağlama susmalarının açık nedeni yoktur.

KoliÄŸin nedeni
Peki kolik denen sancıları neden oluyor? BebeÄŸiniz neden kadar aÄŸlıyor? Maalesef, kimse olarak neden olduÄŸunu bilmiyor, ancak kolik saÄŸlıklı ve 5 ayın altındaki yenidoÄŸanların yüzde 10-25′inde görülüyor. Kolik, hastalık deÄŸildir, sadece bebekte saÄŸlıklı olmasına raÄŸmen sancısı nedeniyle teselli edilemeyen aÄŸlama ÅŸeklinde görülüyor.

Gazlı , rahatsız olduğunu gösteren hareketlerde bulunur. Bunlar: ını uzatır da kendine doğru çeker. ı çıkarmak için yapar. Ağlar ve huzursuzluk duyar. Bebeğinize günün herhangi saati rahatsızlık verebilir. çok akşam saatleri ile yarısı ortaya çıkar. , sıklıkla uyumasını geciktirir ve uyanmalarına neden . Gazlı genelde mizaçlı, ilgi isteyen ve çok uyanan karakterdeki bebeklerdir. anne- durumdan kendilerini sorumlu hissedebilirler, ancak bebekte kolik gelişmesi kötü anne- olduğunuzu kesinlikle göstermez, nedenle kendinizi suçlamayın.

Nedeni ne olursa kolikli bebekte çığlık atar şekilde ani başlayan ve teselli edilemeyen ağlama şekli görülür. sancısı sırasında vücudu gerginleşir, sırtını geriye doğru büker, yüzü kızarır, el ve ayakları çe morarabilir.

Ne kadar devam eder?
Genellikle 2-4 hafta arasında kolik belirtileri kendini gösterir. BebeÄŸin aÄŸlamaları 6-8 hafta arasında ÅŸiddetlenir. En iyi tarafı da sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır. AÄŸlamalar 2. 3. ayda azalmaya baÅŸlar, kolikli bebeklerin yüzde 90′ı dördüncü aylarında düzelirler.

Bebeğinize nasıl yardım edebilirsiniz?
Öncelikle derin nefesler alın ve rahat olmaya çalışın. Sakin ve nazikçe yapılan hareketler bebeğinizi rahatlatacak en iyi yaklaşımdır. Koliğin muhtemel sebeplerine göre yaklaşım tarzınızı şöyle belirleyebilirsiniz:

1- Bebeğinizin merkezi sistemi olarak gelişmemiş olabilir ve dünyadaki gürültülere henüz hazır olmayabilir. durumda üçüncü haftanın sonunda dış uyaranlara karşı uyanık olurlar ve sistemi, istenmeyen davranış olan ağlamaya olamaz. Uyaran bombardımanı altındaki , akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış . Bebeğinizi rahat ettirmeniz önemlidir. Ne ağlarsa bebeğinizi kucağınıza alın ve onunla konuşarak şarkı söyleyerek yatıştırın. İlk 4 ayda bebeğiniz kucağa alışacak endişelenmeyin.

2- Sallanan koltukta bebeğinize sarılabilir, beşiğinde sallayabilir sallanan anakucağına koyabilirsiniz. ince ile sararsamz kanguru ile önünüze asarak onunula dans ederseniz bebeğiniz az ağlayacaktır. Bebeğinizi karnınızın, dizinizin sıcak su torbasının üzerine yatırabilirsiniz. Sırtına , ritmik hareketlerle vurarak masaj yapabilirsiniz. Kanguruya, ana kucağına pusetine koyarak yürüyüşe çıkabilirsiniz. Temiz hava ve ritmik hareketler bebeğinizin sakinleşmesine ve uykuya dalmasına yardım edecektir. Devamlı sese maruz kalacağı araba gezintisi de yapabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte duş alabilirsiniz.

3- Bebeğinizin mide-bağırsak sistemi henüz olgunlaşmamış olabilir. Bebeğinizin özellikle beslendikten sonra ının ağrısının olup olmadığına dikkat edin. Eğer ı varsa ının çıkarılmaya ihtiyacı vardır. Emziriyorsanız biberonla besliyorsanız ara ara ını çıkartın. Biberonla besleniyorsa hava yutmadığından emin olun ve emziğinin uygun boyutta olmasına dikkat edin. Biberon büyük ise hızlı beslenmesine, küçük ise hava yutmasına sebep olacaktır. Hava yutmasını azaltan özel biberonlar denevebilirsiniz. sonrasında süre sessiz ve hareketsiz kalmasına özen gösterin, evirip çevirmekten kaçının. Rezene, papatya çaylar sancısını hafifleten ve bebeği rahatlatan bitki özleridir. Doktorunuza danışarak çayları deneyebilirsiniz.

4- Bebeğinizin anne sütü içindeki bazı maddelere reaksiyonu olabilir. Anne sütü alıyorsa doktorunuza danışarak diyetinizi değiştirmeniz faydalı olabilir. Böylece bebeğinizin az ağladığını göreceksiniz. Baharatlı yiyecekler, ğday lifli tahıllar, kabuklu yemişler, fasulye, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, brokoli, soğan, sarımsak, çilek ve kahveyi diyetinizden çıkarmalısınız. Eğer bebekte , kusma, egzama, hırıltı ailede inek sütü alerjisi varsa annenin aldığı inek sütüne bebeğin de alerjisi olabilir. Eğer emziriyorsanız 1 hafta süreyle inek sütü içmeyin ve inek sütü içeren peynir, yoğurt ve dondurma yiyecekler yemeyin. sürede bebeğinizin koliği azalırsa besinleri çok az tüketmelisiniz. Eğer hazır veriyorsanız ve bebeğinizde belirtileri varsa 1 hafta süreyle hipoallerjik olan mamalardan birini soya içeren mamalar vermeyi deneyebilirsiniz. konuda doktorunuza danışmalısınız.

5- Bebeğiniz kaprisli, ve tepkili olabilir. Birkaç hafta doğan prematüre bebeklerin sakinleştirilmesi zordur. Eğer hiç şey işe yaramıyorsa doğal olarak endişelenmeye başlarsınız. Anne-babada endişe, sinirlilik ve kızgınlık olursa bebeği sakinleştirmekte çok zorlanabilirler, sizdeki gerginliği hissederek huzursuz hale gelebilir ve sakinleşmesi olabilir. Eğer kendinizi gergin hissetmeye başladıysanız, mola vermeniz önemlidir. Kendi sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Günde en az 1 gündüz de uyumaya çalışın.

6- Kolikli bebeğin bakımını iki şinin üstlenmesi uygun . Eşiniz güvendiğiniz şiden bebeğinize bakmasını isteyebilirsiniz. Siz de arada sakin odada dinlenebilir uzun banyo yapabilirsiniz. süre evden uzaklaşabilirsiniz, temiz hava ve zihninizi dinlendirmek size enerji verir. Eğer yardım alabileceğiniz kimse yoksa; bebeğinizle birlikte yürüyüşe çıkabilir ve temiz hava alabilirsiniz, içinde bulunduğunuz durumla ilgili her gün arkadaşınızla konuşabilir ve endişelerinizi paylaşabilirsiniz.

Sık yapılan yanlışlar ve yapılması gerekenler
. Eğer emziriyorsanız kesmeyin. Her ağladığında emzirmeyin biberon vermeyin. Ağlama nedenlerinden de karnının aç olmasıdır, ancak son 1-2 saatte yeterli beslendiyse tekrar beslemeyin.

. Bebeğiniz ağladığı kucağa alınmasına ihtiyacı vardır, ancak ağlamadığı zamanlarda kucağa almayın.

. Bebeğinizi uyuması için sürekli sallıyorsanız, durum bebeğiniz için vazgeçilmez alışkanlık olacaktır. önlemek için bebeğinizin uykusu geldiğinde ve ağlamadığı her yatağına koyun. Böylece rahat pozisyon almayı ve uyumayı öğrenir. Ağlamıyorsa uyuması için sallamayın ve emzirmeyin. Kolik önlenemez ancak uyku sonınu önlenebilir.

. Gündüz uzun süre uyumasını azaltmaya çalışın. Eğer gündüz 2-3 saatten fazla uyuyorsa nazikçe uyandırın, oynayın besleyin. Böylece uyanık kaldığı saatleri azaltmış olursunuz.

. Bebeğinizi su yatağında ve yumuşak yastıklarda yüz üstü olarak bırakmayın. Çünkü şekildeyken nefes için başlarını kaldıramazlar. durumdayken nefes alamama ve beşik ölümü riski mevcuttur.

VİİN A: D ve E vitaminleri ğda çözülen vitamin, hücre büyümesi için önemli. Mukoza tabakaları ile gözlerin faaliyetini sağlıyor. Cilt ve vücut dokularının sağlıklı olmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. çok kanser türüne karşı koruyucudur, antioksidandır ve karanlıkta görmeyi sağlar. Karaciğer, böbrek, yumurta, ğday, mantar, baklagiller, fasulye, fıstık, ceviz, yeşil ve sarı sebzelerde bulunur. başa dön

VİİN B1:  Karbonhidratlardan enerji üretimi, fonksiyonları ve için gerekli. Vücudun proteinleri kullanabilmesini sağlar. Pirinç, mısır, darı, mantar, yulaf, kepek ekmeği ve makarnada bulunur. başa dön

VİİN B2: Protein, ğ ve karbonhidratların bünyede işlenmesini sağlıyor; yani enerji açısından önemi çok büyük. Ayrıca alyuvarların oluşumu için de çok yararlı. vitamin gözlere ve deriye de sağlık veriyor. Süt, peynir, yoğurt ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. başa dön

VİİN B5: Kümes hayvanları, sığır, koyun eti, karaciğer, yumurta ve sütte bulunur. başa dön

VİİN B6: Tüm metabolizma için vazgeçilmez vitamin. Özellikle sistemi üzerinde etkili. Proteinin vücutta değerlendirilmesini de sağlıyor. başa dön

VİİN C: Vücudun direncini artırıyor, diş, kemik ve kan damarlarının sağlıklı olmasını sağlıyor. Hücre solunumuna etki ediyor. Portakal, mandalina, greyfurt, limon (turunçgillerde), havuç, çilek, kavun, taze kırmızı ve yeşil biber, beyaz ve kırmızı, lahana, maydanoz, kuşburnu ve yeşil sebzelerde bulunur. başa dön

VİİN D: D Vitamini: için vazgeçilmez vitamin. Eksikliği raşitizme açıyor. Balık ğı, süt ve tereyağı başa dön

VİİN E: Vücudun su ve ğ birikimini ayarlıyor. İşlemden geçmemiş ğlar, ğday, mısırözü ğı, ayçiç ğı, fıstık, susam, soya ğları, zeytin ğı, balık ğı, fındık, ceviz, badem, makarna, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yer fısığı, kabak çekirdeği, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler başa dönVİİN K: Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Et, karaciğer, domates, kabak, karnıbahar, ıspanak ve diğer yeşil sebzelerde bulunur. başa dönHamilelikte bebeğin ve sistemi gelişimi için hayati önem taşır. Yetişkinlerde ve sistemi fonksiyonları, protein kullanımı ve kan hücreleri yapımı için gerekli. başa dön
Folik asit:

Kalsiyum: Dişlerin ve kemiklerin güçlü olmaları için öncelikle kalsiyum gereklidir. Kalsiyum aynı zamanda atışlarını düzenler, kanın gerektiği pıhtılaşmasını sağlar, kaslar ve sinirler için yararlıdır. Kalsiyum kan basıncının yükselmesini ve kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Ancak yapılan araştırmalara göre her on kadından sekizi, bol miktarda kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenmek istemiyor. Hamilelik, bebeği anne sütüyle emzirme, menopoz, kafeinli içecekler vücuttaki kalsiyum miktarını azaltır süt ve sütlü besinler, mısır, sardalya balığı, kalamar, ıstakoz ve brokkoli bol miktarda kalsiyum içeren besinlerdir. başa dön

Kiraz: B1, B2, A, C vitaminleri ve malik asit.
Hindistan cevizi: A, C vitaminleri.
Kestane: A, B, C vitaminleri.
Lahana: A, B1, B2, B6, C, E, K, P vitaminleri.
Bakla: A, B1, B2, C, E, K vitaminleri
İncir: A, B vitaminleri
Çilek: A, B1, B2 C vitaminleri
Mısır: A, B1, B2, E, K vitaminleri.
Ağaç çileği: A, B, vitaminleri.
Limon: B1, C, P vitaminleri
Mandalina: A, B, C vitaminleri
Kayısı: C vitamini
Ananas: A, B1, B2, C vitaminleri
Badem: B1, B2 vitaminleri
Elma:A, B1, B2, C vitaminleri
Nar: B1, C vitaminleri
Kavun: A, B1, B2, C vitaminleri
Arpa: B vitamini.
Patates: A, B1, C vitaminleri
Åžeftali: A vitamini
Domates:v A, B1, B2, C vitaminleri
Maydanoz: A, C, K vitaminleri
Erik: A, B1, B2, C vitaminleri
Frenküzümü: C vitamini ve malik asit.
Kereviz: A, B1, B2, C, K vitaminleri
Ispanak: B1, B2, C, P, K vitaminleri
Üzüm: A, C vitaminleri
Enginar: C vitamini
Su teresi: A, C, D vitaminleri
Havuç: B, C, D, E vitaminleri
Semizotu: C vitamini
Roka: C vitamini
Ayva: C vitamini
Mercimek: Tüm B vitaminleri
Ayı üzümü: A, C vitaminleri
Avakado: A, D, e vitaminleri
Pazı: A, C vitaminleri
Biber: C (çok miktarda), B, B2, E vitaminleri
Muz: A, B1, B2 C vitaminleri

Enfeksiyon hastalıkları, çocuklarda sağlık sorunları oluşturan, de ölümcül olan hastalıklardır. Bugün çok çocukluk çağı enfeksiyon hastalıkları, aşılamalarla ortadan kalkmış çok azalmıştır. Buna en güzel örnek çiç hastalığıdır. Çiç, 1977 yılından sonra dünyadan silinmiştir. çok ülkede çocuk felci hastalığı da düzenli aşılamalarla edilmiştir. Difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık hastalığı, B-tipi sarılık, bazı menenjit etkenleri de, aşı uygulamaları ile denecek kadar azalmıştır. Aşıların yan etkileri, hastalığın oluşturduğu belirtiler ve komplikasyonlardan çok seyrek ve hafiftir. Çocukların az hastalanmaları ve sağlıklı şamaları için var olan tüm aşılarla aşılanmaları gerekir.

Difteri, boğmaca ve tetanoz aşısı (DBT) hastalıklara karşı korur.

    Aşılanan çocukların çoğu çocukluk çağı boyunca hastalıklardan korunur.
    Aşılama durdurulursa hastalıklar salgınlara açar.

DBT aşısı kimlere, ne yapılır?

Çocuklara:
   2 aylık
   4 aylık
   6 aylık
   18 aylık
   4-6 ş arasında

    Diğer aşılarla aynı anda uygulanabilir.
    7 ş ve üzerindeki çocuklara boğmaca aşısı yapılmaz.

Büyük çocuk ve erişkinlere:
    11-12 şlarında
    Her 10 senede
    Tetanoz ve azaltılmış difteri aşısı (Td) yapılır.

DBT aşısının yapılmasına olmayan durumlar

    hastalık
      * ateÅŸ (koltuk altı 38°C’nin altında)
      * Üst solunum yolu enfeksiyonu
      * kulak iltihabı
      *
    Antibiyotik tedavisi
    Hasta ile temas nekahat dönemi
    Süt emzirme
    Prematüre doğum
    Aşı içinde olmayan maddelere karşı
    Birden fazla aşı yapılması gerekliliği

DBT aşısı kimlere yapılmaz da ertelenir?

    ve ağır dereceli hastalıklar iyileşene aşılama ertelenir.
    DBT aşısı yapıldıktan sonra ağır alerjik reaksiyon geliştiren çocuklara DBT aşısının sonraki dozları yapılamaz.
    Aşağıdaki durumlarda boğmaca aşısının sonraki dozları yapılamaz, aşılamaya difteri-tetanoz (DT) aşısı ile devam edilir:
      * DBT aşısı yapıldıktan sonraki 7 gün içinde sistemi hastalığı oluşması.
      * Aşı sonrası 48 saat içinde başka nedene bağlanamayan 40,5°C üzerinde ateş şok benzeri durum.
      * 3 saatten uzun süren aralıksız, yatıştırılamayan ağlama.
      * Aşılamadan sonraki 3 gün içinde ateşli ateşsiz havale nöbeti geçirme.

DBT aşısının riskleri nelerdir?
    Difteri, boğmaca tetanoz hastalığı geçirmek, DBT aşısının yan etkilerinden çok fazla risklidir.
    Bununla birlikte, her ilaç aşı da nadiren ağır alerjik reaksiyon problemlere açabilir.
    DBT aşısının ağır hastalık ölüme açma riski oldukça düşüktür.

yan etkiler
    Ateş
    Enjeksiyon yerinde kızarıklık, şişlik, ağrı
    yan etkiler aşının dozlarına oranla 4. Ve 5. dozundan sonra sık görülür.
    Tüm bacak kolda 1-7 gün süren şişlik olabilir.
    Huzursuzluk
    İştahsızlık, halsizlik
    Kusma

dereceli yan etkiler ( görülür):
    Havale nöbeti
    3 saatten uzun süren aralıksız ağlama
    40,5°C üzerinde ateş

Ağır yan etkiler (çok görülür):
    Alerjik reaksiyonlar (1 milyon dozda )
    Sara, koma, kalıcı hasarı yan etkiler o kadar nadiren bildirilmiştir bunların aşı bağlı olduğunu söylemek zordur.

Aşılama sonrası ateş reaksiyonu olan çocuklarda aşılama sonrasındaki 24 saat için aspirin içermeyen ateş düşürücü-ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.

Gebelikte Td (tetanoz ve azaltılmış difteri) aşısı nasıl yapılmalıdır?

    önce aşılanmamış gebe kadınlar, tercihan gebeliğin 3. ayından sonra 4-8 hafta arayla 2 doz Td ile aşılanmalıdır.
    Aşı serisini tamamlamamış olan gebeler ise 3 doz serisini tamamlamalıdır.
    Son aşısı 10 yıldan önce uygulanmış gebelere tek doz Td aşısı uygulanmalıdır.
    Gebelikte uygulanan difteri ve tetanoz aşısının bebekte zararlı etkisi olduğuna dair hiç kanıt yoktur.

Yaralanmalardan sonra tetanoz aşısı nasıl uygulanmalıdır?

    Son tetanoz dozu 10 yıl öncesine kadar yapılmış ve aşı serisi tamamlanmış şide tetanoz gelişme olasılığı oldukça düşüktür.
    Son tetanoz aşısı üzerinden 5 yıldan uzun süre geçmiş olan bireylere, kirli ve önemli yaralanmalarda doz tekrarı önerilir.
    Td aşısı 7 ş ve üzerinde kullanılmalıdır.
    Tetanoz hastalığı geçirenlerde bağışıklık gelişmez, nedenle tetanozdan iyileşen şiye Td aşısı uygulanmalıdır.