Bebek ve DoÄŸum

Bebekler ve Doğum Hakkında

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

Zanussi Mutfak Sanatları Atölyesi Eğitmeni ve Yemek Yazarı Aslı Kender, minikler için lezzetli tarifler ve yararlı bilgiler veriyor.

ay sizlere demirin faydalarından bahsetmek istiyorum. sadece için değil, her ş grubu için önem taşıyor. kanımızda hemoglobin üretiyor, hemoglobinse kanımızda bulunan tüm hücrelere gerekli olan oksijeni taşıyor. Dolayısıyla, eksikliği olması, hücrelerimizin yeterince oksijen alamaması demek oluyor. Aynı zamanda, beynimizin iyi çalışmasında önemli rol oynuyor. hem kırmızı et, hem de sebzelerden alabildiğimiz mineral. Fakat, sebzelerde bulunan demirle etten alınan birbirinden farklı olduğu için iki çeşit de için önemli.
Bununla beraber, gıdanın içinde bulunan miktarı yüksek olması, yiyen şinin o miktarın hepsini alabilmesini garantilemiyor. Vücudun emme kapasitesini etkileyen çok faktör var, fazla teknik konulara girmeden, 1 - 2 unsurlara dikkat etmek yeterli, olarak, vücudun fazla alabilmesi için, içeren gıdaların yanında muhakkak C vitamini içeren gıdaların bulunması da gerekiyor. En fazla C vitamini içeren sebzelerin başında renkli tatlı biberler, Brüksel lahanası, brokoli, patates, enginar, domates, karnıbahar ve kuru kayısı geliyor. En fazla içeren gıdaların başındaysa enginar, mercimek, kuru fasulye, nohut, balkabağı, ıspanak, ve tabii kırmızı et ve tavuğun but tarafı da yer alıyor. Dolaysıyla her öğünde iki gruptan birer malzemeyle bebeğinizin yemeğini hazırlamaya dikkat etmenin faydası var.

Önemli not
Amerika’da yapılan bazı araÅŸtırmalar; eskiden bilinenin aksine, anne sütüyle beslenen bebeklerin kanında fazla hemoglobin bulunduÄŸunu gösteriyor. Doktorunuz farklı ÅŸey önermiyorsa, seç içinde olan seçmeye dikkat edin. inek sütü zaten şına kadar verilmiyor. 1 şından sonra da, doktorunuz farklı ÅŸey önermediyse, günde 700 ml inek sütünden fazlası vücutta kaybına açıyor. Bebeklik döneminde eksikliÄŸine özellikle dikkat edilmesi gerekiyor, çünkü geliÅŸimi ve algılama kapasitesi üzerinde birebir etkisi olan mineral.

Protein deposu yumurta
Besin maddeleri içinde en kaliteli protein yumurtada bulunur. dışında A, D, E ve B grubu vitaminleri başta olmak üzere, diğer vitaminleri de önemli oranda içerir. Ayrıca yumurtada, ve çinko sağlığımız için çok önemli olan mineraller de mevcut.

TavÅŸan Yumurta:
Malzemeler
4 ı yumurta
8 diÅŸ karanfil
2 havuç, tuz
Birkaç taze biberiye dalı
6 - 7 kıvırcık salata yaprağı
1 dilim kaşar peyniri 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 1 tatlı kaşığı limon suyu

İnsanoğlunun veni doğşunu diğer hayvanlardan ayıran tek özelliğin ilgilenilmemesi halinde hayatta kalamayacağı olduğu söylenir. Doğrudur da. Ancak yine de , bebeğin, her şeyi başkalarından bekleyen, şifa bulmaz tembel olarak ş başladığı anlamıma gelmez. Aksine doğumun hemen ardından bünyesinde sürü mekanizma harekete geçer, oldukça yoğun faaliyet başlar. İçinde bulunduğu dünyayı tanımaya girişir.
HerÅŸeyden önce yukarıda gördüğümüz soluk alıp verir, önceleri oksijeni annesinin karnından aldığı için, gereksinme duymuyordu. ÅŸimdi gereksindiÄŸi oksijeni kendi başına saÄŸlamak zorunda. Solunum sistemi genellikle istikrarsız çalışır. Derin soluklar, ardından hızlı hızlı, sonra yüzeysel, derken aksiÄŸer faaliyetinin durduÄŸu deÄŸiÅŸken soluklar gözlenir. düzensizlik, bebeklerinin her hareketini kaygıyla izleyen anne-ı dehÅŸete düşürebilir. “Niçin soluması durdu, yoksa solumayı unutur , ne oldu böyle?” v.s. telaÅŸ ifadeleri. Korkmayın bebeÄŸinize hiç ÅŸey olmuÅŸ deÄŸil. Solunumu da durmayacak. Solunum otomatik mekanizmalar tarafından denetlenir, insan unutsa soluma kendiliÄŸinden devam eder.
doğş , vücut ısısını normal sınırlar çerçevesinde tutmak için de önlem almaya başlar. Üstelik oldukça da iyi başarır . önce annesinin karnında, sürekli ılık banyo içinde bulunuyordu. yüzden de hiç sorun yoktu. Şimdi ise, kâh sıcak, kâh soğuk hava ile karşılaşmakta, dolayısıyla da az çok değişmez ısıyı korumanın çaresine bakmak zorunda. yineliyorum, onun kolaylıkla üstesinden gelebileceği .
Organik kalıntı maddelerinin vücuttan atılması ise, kendiliğinden olabilir. Ayrıca çoğu için zevkli olaydır. Boğazlanıyormuş bağıran bebeğin biraz sonra sakinleştiğini görürsünüz. Birden fıskiye misali çişini yapar, öyle tedbirli davranıp, hemen yana kaçmazsanız giysilerinizi ıslatmaktan çekinmez. Ancak fasıl sona erer ermez yine şiddetle feryatlarını sürdürür. Barsaklarını boşaltırken de çoğu , aynı şey . arada bebeğin dışkılarının çok özel görünümü olduğuna da anne-ın dikkatini çekmek isterim: Siyahımsı ve yapışkandır. nedeni bebeğin şimdiye kadar hiç şey yememiş olması, dolayısıyla da vücudunda atacak besin kalıntısı bulunmamasıdır. Ayrıca sırasında barsağında binken safra, çeşitli salgılar, hücre artıkları ve amniyotik sıvı kalıntılarını da yine günlerde atmak zorundadır.
çok önemsediÄŸimiz hareketler, için yenilik deÄŸildir aslında. DoÄŸmadan önce de hareket ediyordu. ÅŸimdi rahmin çeperlerinden kurtulmuÅŸ, ortamın verdiÄŸi uyarılarla da çok hareket etmektedir. Dikkat ederseniz, düzensiz hareketlerdir bunlar. Yüzünü buruÅŸturur, esner, hapşırır, dilini çıkarır, kıpırdar, kollarını ını sallar. sistemi, hareketlerine hakim olacak kadar olgunlaÅŸmadığından, hareketler rastgele ve garip biçimde gerçekleÅŸir, örneÄŸin; kimi küçüğün çene kemiÄŸinin titremesi anneyi heyecanlandırır. SoÄŸuktan diÅŸlerini takırdattığı sanılır çoÄŸu . Oysa soÄŸukla hiç İlgisi olmayan, sisteminin denetleyemediÄŸi rastgele harekettir. baÄŸlı olarak bebeÄŸin cenin pozisyonuna dönmek İster kollarını ını kıvırması, başını sallaması, suratını ÅŸitmesi, yumruklarını sıkması, aÄŸlarken bilinçsiz hareketler sergilemesi de bütünüyle normaldir. bütün hareketleri gerçekleÅŸtirirken, çok farklı kaslar çalışır. kasları harekete geçirmek için çoÄŸu , minik uyarı yeter. doÄŸÅŸ , tepkilerine hakim olamaz. Bütün vücuduyla karşılık verir. Bazı olaylarda ise, refleksleri ÅŸaşılacak isabet ve olaÄŸanüstü güç örneÄŸi gösterir. Küçük ellerine dokunmaya görün, öyle güçle kavrar , siz ne kadar çekerseniz çekin, yapışıp kalır. kavrama refleksidir. “Moro” “kucaklama” dediÄŸimiz ise, farklı olarak tümden reflekstir, üzerine ışık düştüğünde beklenmedik gürültü duyduÄŸunda, vücudu birdenbire durumunu deÄŸiÅŸtirdiÄŸinde, altında güvenli dayanak bulamadığında küçük kollarını iki yana savurur, parmaklarını yelpaze aralar, gözlerini faltaşı açar ve yaygarayı basar.
Reflekslerin en önemlisi kuşkusuz emme refleksidir. Doğum anından itibaren bebekte mükemmel emme yeteneği bulunduğu söylenebilir. Başka hiç faaliyette emme kadar başarılı değildir. Oysa dikkat ederseniz emme değildir. Yanaklar, dudaklar ve dilin eş zamanlı dizi hareketini içerir. doğş emme konusunda şampiyondur. Ayrıca neyin emilebileceğini anında saptamada da üstüne yoktur. Dudaklarına yakın noktaya parmağınızla çe dokunmaya görün hemen dönecek aralanmış ağzıyla emmeye başlayacaktır. Hedefi annesinin göğsü olursa güzel. Yalnızca parmaksa da zararı , da emecektir. Hem de canınızı yakacak kadar, onun için zorunlu olan emmeye heran hazır olmaktır. Sonuçta hayal kırıklığına uğrarsa da çoğu , mis sütle ödüllendirilecektir.

yukarıda saydığımız tüm faaliyetleri arasında uyur da. şamanın zamanlarında oldukça uzundur uyku süreleri. Gününün yaklaşık 20 saatini uykuda geçirir. Anne çoğu , bebeğin halini görüp kaygılanır. yetişkini korkuyla yerinden hoplatan gürültü, beşiğinin hemen üzerinde yakılan ışık, kış uykusuna yatmış hayvanı uyandırabilecek şiddette uyarılar onda hiç tepki yapmaz. Arada yüzünüzü buruşturmanın dışında hiç istifini bozmadan uyumaya devam eder. Derken ortalıkta çıt çıkmadığı halde birden keyfi kaçar uyanır ve yaygarayı basar.
Kısaca dış dünyadan uyarılar karşısında fazla duyarlı değildir. Bebeklerin gözle görülmeyen perde örneği, olağanüstü duyarsızlıkla korunduğu söylenebilir. da kendisi için hiç de huzurlu olmayan dünyada sakin sakin şamasına olanak veren büyük avantajdır. Ancak dıştan uyarılara denli duyarsız olmasına karşın, içten, yani organizmasından uyarılara karşı fazlasıyla hassastır. Barsağının hareketi da pozisyon değişikliği, dünyası allak bullak olmuşçasına sarsar .
önce de söylediğimiz , doğş bebeğin duyu organları henüz gelişmiş değildir. nedenle, uyarılmaları da zordur, örneğin; doğş bebeğin, acıyı fazla duymadığı söylenir. Bazı dinlerde, birkaç günlükken sünnet edilen bebeğin, müdahaleye anastesisiz katlanabilmesi, inanışı getiren etkenlerden biridir. Ancak arada yetişkinlerin, acının bilincinde olduklarını, belleğine kaydettiklerini, hayal gücünün etkisiyle başlamasını beklediklerini ve korkuyu çoğu , gözlerinde büyüttüklerini unutuyoruz. doğş bebekte yoktur. olmaması, acıyı duymadığı anlamına gelmez. Annesi, sıcacık göğsüne bastırdığı, da ılık banyo suyuna yatırdığı , sakinleştiği için bebeğin soğuktan rahatsız olduğu söylenir. Burada anne göğsünün da sıcak suyun bebeği gevşettiğini, rahmin içindekiyle kıyaslanabilir sükunet ve huzur verdiğini hatırlamalıyız.
Annesinin göğsüne yaslandığında da sıcak banyo küvetine yatırıldığında bebekte ruhsal denge hissi, rahatlıktan ileri hoş duygular doğmaktadır.
Bebeğin ağzının tadını bilmesi de genellikle şaşırtır bizi. Karnı aç olduğu zamanlar, papatya suyundan süte, çaydan suya varıncaya kadar her türlü sıvıyı kana kana İçer. karnı doydu , güçlük çıkarmaya başlar, beğenmediği şeyi tükürür, herhangi şeyi diğerine yeğ tuttuğunu açıkça belli eder. Birkaç damla limon suyu içirdiğinizde feci şekilde yüzünü buruşturur, sütünü verdiğinizde, mutluluğu yüzünden akar. Bütün bunlar, bebeğin tad duygusunun bulunduğunu ve duygunun hiç de sanıldığı kadar ilkel olmadığını göstermektedir.
iÅŸitme duygusu da iÅŸler haldedir. Allah’tan pek sayılmaz. Trafik gürültüsü, televizyon, kardeÅŸlerinin oyunu ve konukların gevezelikleri, doÄŸÅŸ bebeÄŸi genellikle rahatsız etmez. , odasında tabanca patlatılsa uyanır doÄŸal olarak…
Sıra geldi en önemli soruya: bizleri görür mü? da neyi görür?
Evet, bizi görür, Gölgeleri, ışığı seçebilir. şimdilik bukadarı elinden. doğş , özellikle cisimlere bakmak yeteneğinden yoksundur. Gözleri, hareketlerini denetleme yeteneğine henüz erişememiştir. Bebeğinizin , şaşı baktığını gördükçe üzüntüye kapılabilirsiniz. Korkmayın, öyle kalmayacaktır. Şu anda göz yuvarlaklarını yönlendirmeyi başaramadığından ara sıra gözleri kaymaktadır. Şimdilik sizi tanıyabilirle durumunda değildir. Bildiğimiz kadarıyla, doğş , pencere ile lambayı ayırt etme yeteneğinden yoksundur. dönemde yalnızca, ışık kaynağı dikkatini çekmektedir.
doğş bebeğin duygularından sözetmek kuşkusuz çok . Ancak, bazı duyguları, hem de çok yoğun olarak hissettiğini söyleyebiliriz. gerçeği yalnız anne- değil, bebeğin yakın çevresinde olan herkes bilmek zorundadır: doğar doğmaz, doğmadan önce, hoşnutluk ve hoşnutsuzluğu bilmektedir. Yani, psikolojisi vardır. bebeği anlamaya ve ona yardım etmeye çalışmak için gerçeği hesaba katmak koşuldur.
YENİ DOĞŞ NELER DÜŞÜNÜR? (PSİKOLOJİSİ)

Bebeğin minicik aklından neler geçer acaba? O, yetişkinler , kendisiyle dünyanın kalan kısmı arasındaki ayırımın henüz bilincinde değildir, örneğin; başımıza çekiçle vurulacak olsa, bizden parça olarak, başımızın acıdığını hissederiz. Yani acının bilincine varırız. Oysa, çekiçle vurma, dış dünyadan, yani dışımızdan olaydır. doğş için durum farklıdır. Çekiç darbesi ve acı, onun ne içinde, ne de dışındadır. Yalnızca acı vardır onun için. başka deyişle doğş , yandan dünya, diğer yanda da kendisinin olduğunu bilemez. ayırımı yapamamaktadır henüz.
Bebeğin dünyası da onunla birlikte doğar. Olaya doğş bebeğin görüş açısından bakarsak, onunla dünya tek varlıktır. Doğum anından itibaren -dünya varolmuştur. Ancak, varoluş için zamanlar hiç de zevkli değildir. Aksine, sinirlidir . Küçük dünyasında, pekçok şey yolunda gitmemektedir, yorgundur, gereksinmeleri vardır. Eh, bunlarda minik konuğumuzu kusursuz etmeye yeter de değil mi? Doğumdan hemen sonra, bebeğin duyduğu hisleri, terkedilmişlik, yalnızlık, ve şeklinde özetleyebiliriz.
Ancak, günlerin huzursuzluÄŸundan sonra, yepyeni unsur ılır ÅŸamına: zevk ve hoÅŸnutluk. Emme ının ilkel zevk duygusuyla baÄŸlantılı olduÄŸu, bugün tartışmasız, herkesçe edilen gerç. Emmek, için refleksten derin, anlamlı . Emmeyle birlikte çok önemli gerçekleÅŸmektedir. zevk verici ÅŸeyi içine katmaya, o zevkle özdeÅŸleÅŸmeye çalışmaktadır, iÅŸte bebeÄŸin ÅŸamındaki ayırım. itibaren zevki kendine katmaya, hoÅŸnutsuzluk verici ÅŸeyleri ise, kendinden uzaklaÅŸtırmaya çalışacaktır. arada kendinden bazı ÅŸeyleri de reddedecektir, örneÄŸin; rahatsız organlarını. karşın, dış dünyanın hoÅŸuna giden bölümünü, örneÄŸin, annesinin memesini, kendi içine alacaktır. Böyle o\unca, evren, doÄŸÅŸ için, kendi, diÄŸeri ise, dış dünya olmak üzere deÄŸil, zevk (kl “dıştan da gelse ona aittir) ve hoÅŸnutsuzluk ( kendisinden doÄŸsa da ona yabancıdır) ÅŸeklinde iki bölüme ayrılacaktır.
doğş bebeğin tutumu: İyiyi kendine katma, kötüyü ise, reddetme eğilimi, kendisiyle dış dünya arasındaki ayrımın tohumunu oluşturmaktadır. Başlangıçta, yalnızca, İçgüdüden ibaret olan unsurlar, örneğin emme ile özdeşleşme ve dışkıyı kendinden atma, yavaş yavaş psikolojik plana da kayacak, bebeğin kendine katma eğiliminde olduğu şeyler onunla, dışındakiler ise, çevreleyen dünyayla özdeşleşecektlr. Aylardan sonra erişeceği noktada , artık kimliğinin, başka deyişle, bağımsız şi olarak varlığının bilincinde olacaktır.
Zevk duygusu, yani emmek, doÄŸÅŸ bebekte, önce, “terkedilmiÅŸlik ve yalnızlık” olarak tanımladığımız duyguyu siler. Åžimdi ona ait, özdeÅŸleÅŸeceÄŸi ÅŸeyi vardır. , “arkadaÅŸ” da diyebiliriz. Hayat yolculuÄŸunda kendisine arkadaÅŸ edinmiÅŸtir. da sizsiniz, annesi…

YENİ DOĞŞ BEBEĞİN KİŞİLİĞİ

Bebeğin karnı acıktığında, öfkelendiğinde da acı çektiğinde, farklı biçimlerde ağladığını söyledik. Ancak , karnı acıkan bütün bebeklerin, aynı şekilde, aynı tonda ağladığı, öfke, acı ve hastalık ağlamalarının da tüm için belirli kalıpları olduğu anlamına gelmez tabii. Her bebeğin çeşitli durumlarda, kendine özgü ağlama biçimi vardır. Belirli davranışlarının kendine has olduğu
Genç , bebekleri, “çok kötü” da, “fazla iyi” olduÄŸu için kaygılanırlar. Gerçekte kötü da iyi yoktur. Her bebeÄŸin, kendine has karakter ve davranış biçimi vardır, ikinci bebeÄŸinizi doÄŸurduysanız, ilki davranmasını beklemeyin, iki kardeÅŸ birbirlerinden bütünüyle farklı olabilirler.
Kimi sakindir. Sürekli uyur, meme emme ı gelince, mırıldanıp, homurdanmakla yetinir. de heyecanlı vardır. Karınları tokken, görünürde belli rahatsızlıkları yokken de bağırıp, ağlarlar, kıvranırlar. Çok olaylara şiddetli tepki gösterirler.
Kısaca özetlersek, doğum anından itibaren kendine özgü tavırlar edinir, yani şiliği gelişmeye başları..
Peki, arasındaki denli büyük davranış farklılıklarının sebebi nedir? şilik özelliklerinin kısmen kalıtsal olduğu, hepimizin bildiği gerç. önce de belirttiğim , çocuğun özelliği, diğeri de tamamen başka özelliği kalıtım yoluyla edinebilir. Kısaca genelleme yapacak olursak, bebeğin şiliğinin belirli bazı yönlerinin anne-babadan geçen mirastan oluştuğunu anlayabiliriz. Ancak, diğer takım özellikler, çevrenin etkisiyle biçimlenir. Hamileliğin gidişi, yani ana rahmi içindeki şam koşulları, arkasından doğum sonrasındaki olaylar ve hayati mekanizmaların bunda büyük rolü vardır. Örneğin, anne-babanın doğan bebeği karşılayış biçimi büyük önem taşır. Gereğinden fazla kaygı, aşırı ruhsal gerilim, abartmalı , küçüğün davranışlarını belirli ölçülerde etkiler. Bebeğin huysuzluğu çoğu , anne-babanın endişelerinin yansımasından başka şey değildir.