Bebek ve DoÄŸum

Bebekler ve Doğum Hakkında

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

bebekler Devamını Okuyun »

doÄŸan bebeÄŸinizin uzun süre da birkaç aylık olan miniÄŸinizin tüm kesintisiz uyumasını istiyorsanız, iÅŸte sizin için yararlı stratejiler…

Özellikle bebeğiniz 6 aylıktan büyükse, geceleri 10 - 12 saat uyuması gerekir.

” BebeÄŸimin aÄŸlamasına dayanamam ”
Bebeğinizin ağlamadan sakinleşmeyi öğrenmesi için harika yöntem;
1. Bebeğinizin esneme, gözlerini ovuşturma uykusunun geldiğini gösteren işaretlere dikkat edin.
2. Uyumak üzereyken yatağına yatırın.
3. AÄŸlarsa kucağınıza alın ve “şışşhh” sesiyle pışpışlayın, sonra tekrar yatırın.
4. AÄŸlarsa tekrar kucağınıza alın. BebeÄŸiniz sakinleÅŸtiÄŸi yatıracağınızı anlayacak ve kendi başına uyumayı öğrenecek. Zamanla “şışşhh” sesini uykuyla özdeÅŸleÅŸtirecek ve sesi duyduÄŸunda uyuyacak.

Yöntemin artıları:
Hep böyle mışıl mışıl uymasını sağlamak sizin elinizde. Bebeğinize kendi kendine uyumasını öğretmenin en ılımlı yolu.

Yöntemin eksileri:
Bebeğinizin tamamen yorulduğunu anlamak uzun alabilir. Sürekli olarak eğilip kucağınıza da sırtınızı ağrıtabilir.

“BebeÄŸimin aÄŸlamasına katlanırım.”
Bebeğiniz kendi kendine uyumayı öğrenene kadar, uzun süre ağlamasına dayanmaya çalışın.
1. Bebeğinizi yatağına yatırın, iyi geceler dileyin ve odadan çıkın.
2. Ağlarsa odasına girmeden beş dakika bekleyin. rahatlatmak için birkaç dakika odada kalın, sonra tekrar çıkın.
3. Beş dakika sonra yine ağlıyorsa, önce yaptıklarınızı tekrar edin. defa içeri girmeden önce 10 dakika bekleyin. Ve bundan sonra aralıklarını ikişer dakika artırın.

Yöntemin artıları: En hızlı sonuç veren yöntemlerdendir.

Yöntemin eksileri:
Bebeğiniz ağlarken, siz de sakinleştirmek için yerinizde duramazken yöntemi uygulamak gerçekten çok . çok anne - yöntemin genelde işe yaradığını söylerken, bazı uzmanlar da bebekleri kadar uzun süre ağlarken bırakmanın onlara duygusal ve psikolojik açıdan zarar verdiğini ve gelecekte onları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

“BebeÄŸimin onun yakınında olduÄŸumu Bilmesını istiyorum.”
Kontrollü ağlamanın yumuşak yolu.
1. Bebeğinizi uyanıkken yatağına yatırın ve odadan çıkın. Dışarıda 2 dakika bekleyin.
2. Uyumazsa odasına girin, bebeğinizi arkası size dönük olacak şekilde yan yatırın. Ağlamaya başladığında elinizi omzuna koyun, diğer elinizle popusuna çe vurun. Ağlamayı keserse, poposuna vurmayı bırakın.
3. Bebeğiniz 2 dakika sonra hala uyumamışsa dışarıda
4 dakika bekleyin. İçeri girdiğinizde uyumamışsa, aynı işlemi 4 dakika olarak tekrar deneyin.
4. süreyi her defasında 2 dakika artırın. Uyuduğunda sırt üstü yatacak şekilde çevirin. Ani ölümlere yol açabileceğinden, bebeğinizin yan pozisyonda uyumasına izin vermeyin. Eğer saat sonra da uyumazsa emzirin, kucağınıza alın ve uyuyana kadar aynı işlemleri devam ettirin. Bebeğinizin çıkaracağı en küçük seste kucağınıza almakla, uzun süre ağlarken yalnız bırakmak arasındaki yoldur.

Yöntemin eksileri’
Bebeğinizin kendi kendine sakinleşerek uyuması alabilir.

” Kendi bildiÄŸim gibî yapacağım.”
Bebeğinizi mutlaka belirli yönteme göre uyutmanıza . Aslında eninde sonunda uyumayı öğrenir. Gecenin ikisi olduğu için da siz uyuyorsunuz acıkmama huysuzlanmama durumları . Sizsiz hayatta kalamazlar, yine de yanlarında anneleri olmadan geceleri 10-12 saat uyumaları beklenir. emmek için de sık
sık uyandıklarından, belirli süre kesintisiz uyumaları çok .
Bazı uzmanlar bebeklerin ihtiyaçlarını sadece ağlayarak ifade edebildiklerini ve siz onlarla ilgilenmezseniz kendilerini terk edilmiş hissettiklerini iddia ediyor. Uyandığında sallayarak uyutmak size gelmiyorsa, siz yanında uzanırken uyumak hoşuna gidiyorsa, siz de izlemekten zevk alıyorsanız, yapmaya devam edin. Bunları yaparak bebeğinizi şımartmazsınız, aksine size ihtiyaç duyduğunda onun yanında olduğunuzu öğretirsiniz.

Merak etmeyin; bebeğiniz gerçekten uyuyordur.
Bebeğinizin sizin saatlerce uyumasını beklemeyin, karınları acıkınca hemen uyanırlar. 6 aylık olmadan bebeğinizde uyuma yöntemlerinden birini uygulamaya kalkmayın, çünkü onun uzun süre uyuma becerisi henüz gelişmedi. 4 aydan sonra zaten gündüzleri az, geceleri çok uyumaya başlar.
1. Uyuma vaktini banyo, emzirme ve masal dinlemeden sonra gelecek ÅŸekilde rutine oturtun.
2. Her kendi yatağında uyutun , karyolasını uyumakla özdeşleştirebilsin.
3. emzirmelerini ışıkları kısarak, bebeğinizle oynamayarak ve çok önemli değilse altını değiştirmeyerek sıkıcı hale getirin.

Dış (Ektopik )
Normal şartlarda tüp(Fallop tüpleri Tubalar) içinde sperm hücresi ile karşılaşıp döllenen yumurta hücresi endometriuma(rahim iç tabakasına) ve rahim içinde büyümeye başlar. Eğer ürünü endometrium dışında yere yerleşirse dış gebelikten sözedilir.

 

Dış nerelerde görülebilir?
1-En sık tüplerde yerleşir.
2-Karın boşluğunda
3-Yumurtalıklarda
4-Servikste
5-Rahimin geniş bağı içinde
Dış neden oluşur?
Yumurta hücresinin yumurtalıktan atılmasındaki aksama, yumurtlama normal olsa tüplerin ucunda bulunan püsküle benzeyen yapıların(fimbria) geçirilmiş enfeksiyon, hormonal bozukluk ve karın içi kitlelere bağlı olarak yumurta hücresini yakalamada gecikmesi, aynı nedenlerle tüplerde meydana daralma ve tıkanmalara bağlı olarak yumurta hücresinin rahim içine doğru göçünün yavaşlaması sonucu ürünü rahim içine uygun zamanda varamaz. Böylece tutunduğu herhangi yerde, en sık da tüplerin en geniş yerinde büyümeye başlar.
Dış kimlerde sık görülür?
En sık 35-44 şlar arasında görülür.

Dış geçirenlerde tekrar ektopik riski %10-25’tir.

Geçirilmiş genital enfeksiyonlarla birlikte görülen tüp iltihabı(salpenjit), endometriozis ve tümör sebeplere bağlı tüp hastalıkları olanlarda risk . Klamidya denen mikroorganizma, tüp harabiyeti ve takiben tubal gebeliğe yol açan en önemli etkendir.

Tüplerin bağlanması, tüplerin açılması, önce geçirilmiş dış ameliyatı tüplere yönelik cerrahi müdahaleler de riski artırır.

Rahim ve tüplerdeki doğumsal kusurlar

Rahim içi araçların(RİA) dış gebeliği artırdığına dair kesinlik yoktur. Ancak rahim içi araç kullananlarda normal gebeliğe karşın dış 5 fazla görülür. Bakırlı RİA’larda gebeliklerin %4’ü, hormonlu RİA’larda %17’si tubal dış gebeliktir.

Eğer gebe kadın düşük doz progesteron içeren doğum hapı iliş sonrası östrojen kullanmışsa dış riski .

İnfertil ve yardımcı üreme teknikleri uygulananlarda risk .

içmek riski artırır.

Tekraralayan düşüklerde risk 2-4 . Yasadışı düşüğün sık görüldüğü yerlerde risk 10 fazladır.
Görülme sıklığı
Gebeliklerin %1-2’si dış gebeliktir.
Dış Gebeliğin Belirtileri
Erken dönemde normal gebeliklerde de olan adet gecikmesi . Yalnız kısa dönemde, içinde büyüyen ürününe bağlı olarak tüp, gerilmeye başlar ve gerilmeye bağlı ağrılar en sık şikayet olarak karşımıza çıkar. Anormal vajinal kanamalar da arada görülebilir. Hasta dönemde başvurursa en başarılı şekilde tedavi edilir. Tüp içinde büyümeye başlayan ürünü(embryo) çevre dokunun beslenmesini bozarak yırtılmasına ve iç kanamalara yol açar. Hastalıktan en sık ölüm nedeni iç kanamadır. Eğer tüp yırtılır ve olursa hasta bıçak saplanır tarzında çok şiddetli ağrı ve iç kanamaya bağlı baş dönmesi, bayılma yakınmalarıyla hastaneye müracaat eder. Bazı kadınlar böyle durumda ağrı ile birlikte ishal, bulantı, kusma ile gelebilirler. Böyle tablo gastroenterite çok benzediğinden, yanlış tanı ne yazık dış gebelikten ölüme yol açabilir.
Tanı
1-Jinekolojik muayene
2-betaHCG testi
3-Transvajinal ultrason
Yukarıdakilerin sonrasında gerekirse vajinal renkli Doppler ultrason, progesteron ölçümü, dilatasyon küretaj, laparoskopi yapılır.
Tedavi
Tedavide ç anne hayatını kurtarmak olduğu kadar doğurganlığı da korumaktır.

Hastanın şı, durumu, hikayesi, gelecekteki çocuk arzusu, kitlesinin yeri, büyüklüğü birtakım özelliklere bakılarak aşağıdaki tedavilerden seçilir:

1-Bekleme tedavisi( Ultrason ve betaHCG takibi ile dış gebeliğin kendiliğinden gerilemesi beklenir.
2-Tıbbi(metotreksat,… ilaçlar verilerek ) tedavi
3-Cerrahi tedavi
a) Açık ameliyatla
b) Laparoskopik ameliyatla(Karına birkaç delik açılır,ameliyat deliklerden sokulan alet ve kamera yardımıyla yapılır.)

İnsanoğlunun veni doğşunu diğer hayvanlardan ayıran tek özelliğin ilgilenilmemesi halinde hayatta kalamayacağı olduğu söylenir. Doğrudur da. Ancak yine de , bebeğin, her şeyi başkalarından bekleyen, şifa bulmaz tembel olarak ş başladığı anlamıma gelmez. Aksine doğumun hemen ardından bünyesinde sürü mekanizma harekete geçer, oldukça yoğun faaliyet başlar. İçinde bulunduğu dünyayı tanımaya girişir.
HerÅŸeyden önce yukarıda gördüğümüz soluk alıp verir, önceleri oksijeni annesinin karnından aldığı için, buna gereksinme duymuyordu. ÅŸimdi gereksindiÄŸi oksijeni kendi başına saÄŸlamak zorunda. Solunum sistemi genellikle istikrarsız çalışır. Derin soluklar, ardından hızlı hızlı, sonra yüzeysel, derken aksiÄŸer faaliyetinin durduÄŸu deÄŸiÅŸken soluklar gözlenir. düzensizlik, bebeklerinin her hareketini kaygıyla izleyen anne-ı dehÅŸete düşürebilir. “Niçin soluması durdu, yoksa solumayı unutur , ne oldu böyle?” v.s. telaÅŸ ifadeleri. Korkmayın bebeÄŸinize hiç ÅŸey olmuÅŸ deÄŸil. Solunumu da durmayacak. Solunum otomatik mekanizmalar tarafından denetlenir, insan unutsa soluma kendiliÄŸinden devam eder.
doğş , vücut ısısını normal sınırlar çerçevesinde tutmak için de önlem almaya başlar. Üstelik oldukça da iyi başarır . önce annesinin karnında, sürekli ılık banyo içinde bulunuyordu. yüzden de hiç sorun yoktu. Şimdi ise, kâh sıcak, kâh soğuk hava ile karşılaşmakta, dolayısıyla da az çok değişmez ısıyı korumanın çaresine bakmak zorunda. yineliyorum, onun kolaylıkla üstesinden gelebileceği .
Organik kalıntı maddelerinin vücuttan atılması ise, kendiliğinden olabilir. Ayrıca çoğu için zevkli olaydır. Boğazlanıyormuş bağıran bebeğin biraz sonra sakinleştiğini görürsünüz. Birden fıskiye misali çişini yapar, öyle tedbirli davranıp, hemen yana kaçmazsanız giysilerinizi ıslatmaktan çekinmez. Ancak fasıl sona erer ermez yine şiddetle feryatlarını sürdürür. Barsaklarını boşaltırken de çoğu , aynı şey . arada bebeğin dışkılarının çok özel görünümü olduğuna da anne-ın dikkatini çekmek isterim: Siyahımsı ve yapışkandır. nedeni bebeğin şimdiye kadar hiç şey yememiş olması, dolayısıyla da vücudunda atacak besin kalıntısı bulunmamasıdır. Ayrıca hamilelik sırasında barsağında binken safra, çeşitli salgılar, hücre artıkları ve amniyotik sıvı kalıntılarını da yine günlerde atmak zorundadır.
çok önemsediÄŸimiz hareketler, için yenilik deÄŸildir aslında. DoÄŸmadan önce de hareket ediyordu. ÅŸimdi rahmin çeperlerinden kurtulmuÅŸ, ortamın verdiÄŸi uyarılarla da çok hareket etmektedir. Dikkat ederseniz, düzensiz hareketlerdir bunlar. Yüzünü buruÅŸturur, esner, hapşırır, dilini çıkarır, kıpırdar, kollarını ını sallar. sistemi, hareketlerine hakim olacak kadar olgunlaÅŸmadığından, hareketler rastgele ve garip biçimde gerçekleÅŸir, örneÄŸin; kimi küçüğün çene kemiÄŸinin titremesi anneyi heyecanlandırır. SoÄŸuktan diÅŸlerini takırdattığı sanılır çoÄŸu . Oysa soÄŸukla hiç İlgisi olmayan, sisteminin denetleyemediÄŸi rastgele harekettir. Buna baÄŸlı olarak bebeÄŸin cenin pozisyonuna dönmek İster kollarını ını kıvırması, başını sallaması, suratını ÅŸitmesi, yumruklarını sıkması, aÄŸlarken bilinçsiz hareketler sergilemesi de bütünüyle normaldir. bütün hareketleri gerçekleÅŸtirirken, çok farklı kaslar çalışır. kasları harekete geçirmek için çoÄŸu , minik uyarı yeter. doÄŸÅŸ , tepkilerine hakim olamaz. Bütün vücuduyla karşılık verir. Bazı olaylarda ise, refleksleri ÅŸaşılacak isabet ve olaÄŸanüstü güç örneÄŸi gösterir. Küçük ellerine dokunmaya görün, öyle güçle kavrar , siz ne kadar çekerseniz çekin, yapışıp kalır. kavrama refleksidir. “Moro” “kucaklama” dediÄŸimiz ise, farklı olarak tümden reflekstir, üzerine ışık düştüğünde beklenmedik gürültü duyduÄŸunda, vücudu birdenbire durumunu deÄŸiÅŸtirdiÄŸinde, altında güvenli dayanak bulamadığında küçük kollarını iki yana savurur, parmaklarını yelpaze aralar, gözlerini faltaşı açar ve yaygarayı basar.
Reflekslerin en önemlisi kuşkusuz emme refleksidir. Doğum anından itibaren bebekte mükemmel emme yeteneği bulunduğu söylenebilir. Başka hiç faaliyette emme kadar başarılı değildir. Oysa dikkat ederseniz emme değildir. Yanaklar, dudaklar ve dilin eş zamanlı dizi hareketini içerir. doğş emme konusunda şampiyondur. Ayrıca neyin emilebileceğini anında saptamada da üstüne yoktur. Dudaklarına yakın noktaya parmağınızla çe dokunmaya görün hemen dönecek aralanmış ağzıyla emmeye başlayacaktır. Hedefi annesinin göğsü olursa güzel. Yalnızca parmaksa da zararı , da emecektir. Hem de canınızı yakacak kadar, onun için zorunlu olan emmeye heran hazır olmaktır. Sonuçta hayal kırıklığına uğrarsa da çoğu , mis sütle ödüllendirilecektir.

yukarıda saydığımız tüm faaliyetleri arasında uyur da. şamanın zamanlarında oldukça uzundur uyku süreleri. Gününün yaklaşık 20 saatini uykuda geçirir. Anne çoğu , bebeğin halini görüp kaygılanır. yetişkini korkuyla yerinden hoplatan gürültü, beşiğinin hemen üzerinde yakılan ışık, kış uykusuna yatmış hayvanı uyandırabilecek şiddette uyarılar onda hiç tepki yapmaz. Arada yüzünüzü buruşturmanın dışında hiç istifini bozmadan uyumaya devam eder. Derken ortalıkta çıt çıkmadığı halde birden keyfi kaçar uyanır ve yaygarayı basar.
Kısaca dış dünyadan uyarılar karşısında fazla duyarlı değildir. Bebeklerin gözle görülmeyen perde örneği, olağanüstü duyarsızlıkla korunduğu söylenebilir. da kendisi için hiç de huzurlu olmayan dünyada sakin sakin şamasına olanak veren büyük avantajdır. Ancak dıştan uyarılara denli duyarsız olmasına karşın, içten, yani organizmasından uyarılara karşı fazlasıyla hassastır. Barsağının hareketi da pozisyon değişikliği, dünyası allak bullak olmuşçasına sarsar .
önce de söylediğimiz , doğş bebeğin duyu organları henüz gelişmiş değildir. nedenle, uyarılmaları da zordur, örneğin; doğş bebeğin, acıyı fazla duymadığı söylenir. Bazı dinlerde, birkaç günlükken sünnet edilen bebeğin, müdahaleye anastesisiz katlanabilmesi, inanışı getiren etkenlerden biridir. Ancak arada yetişkinlerin, acının bilincinde olduklarını, belleğine kaydettiklerini, hayal gücünün etkisiyle başlamasını beklediklerini ve korkuyu çoğu , gözlerinde büyüttüklerini unutuyoruz. doğş bebekte yoktur. olmaması, acıyı duymadığı anlamına gelmez. Annesi, sıcacık göğsüne bastırdığı, da ılık banyo suyuna yatırdığı , sakinleştiği için bebeğin soğuktan rahatsız olduğu söylenir. Burada anne göğsünün da sıcak suyun bebeği gevşettiğini, rahmin içindekiyle kıyaslanabilir sükunet ve huzur verdiğini hatırlamalıyız.
Annesinin göğsüne yaslandığında da sıcak banyo küvetine yatırıldığında bebekte ruhsal denge hissi, rahatlıktan ileri hoş duygular doğmaktadır.
Bebeğin ağzının tadını bilmesi de genellikle şaşırtır bizi. Karnı aç olduğu zamanlar, papatya suyundan süte, çaydan suya varıncaya kadar her türlü sıvıyı kana kana İçer. karnı doydu , güçlük çıkarmaya başlar, beğenmediği şeyi tükürür, herhangi şeyi diğerine yeğ tuttuğunu açıkça belli eder. Birkaç damla limon suyu içirdiğinizde feci şekilde yüzünü buruşturur, sütünü verdiğinizde, mutluluğu yüzünden akar. Bütün bunlar, bebeğin tad duygusunun bulunduğunu ve duygunun hiç de sanıldığı kadar ilkel olmadığını göstermektedir.
iÅŸitme duygusu da iÅŸler haldedir. Allah’tan pek sayılmaz. Trafik gürültüsü, televizyon, kardeÅŸlerinin oyunu ve konukların gevezelikleri, doÄŸÅŸ bebeÄŸi genellikle rahatsız etmez. , odasında tabanca patlatılsa uyanır doÄŸal olarak…
Sıra geldi en önemli soruya: bizleri görür mü? da neyi görür?
Evet, bizi görür, Gölgeleri, ışığı seçebilir. şimdilik bukadarı elinden. doğş , özellikle cisimlere bakmak yeteneğinden yoksundur. Gözleri, hareketlerini denetleme yeteneğine henüz erişememiştir. Bebeğinizin , şaşı baktığını gördükçe üzüntüye kapılabilirsiniz. Korkmayın, öyle kalmayacaktır. Şu anda göz yuvarlaklarını yönlendirmeyi başaramadığından ara sıra gözleri kaymaktadır. Şimdilik sizi tanıyabilirle durumunda değildir. Bildiğimiz kadarıyla, doğş , pencere ile lambayı ayırt etme yeteneğinden yoksundur. dönemde yalnızca, ışık kaynağı dikkatini çekmektedir.
doğş bebeğin duygularından sözetmek kuşkusuz çok . Ancak, bazı duyguları, hem de çok yoğun olarak hissettiğini söyleyebiliriz. gerçeği yalnız anne- değil, bebeğin yakın çevresinde olan herkes bilmek zorundadır: doğar doğmaz, doğmadan önce, hoşnutluk ve hoşnutsuzluğu bilmektedir. Yani, psikolojisi vardır. bebeği anlamaya ve ona yardım etmeye çalışmak için gerçeği hesaba katmak koşuldur.
YENİ DOĞŞ NELER DÜŞÜNÜR? (PSİKOLOJİSİ)

Bebeğin minicik aklından neler geçer acaba? O, yetişkinler , kendisiyle dünyanın kalan kısmı arasındaki ayırımın henüz bilincinde değildir, örneğin; başımıza çekiçle vurulacak olsa, bizden parça olarak, başımızın acıdığını hissederiz. Yani acının bilincine varırız. Oysa, çekiçle vurma, dış dünyadan, yani dışımızdan olaydır. doğş için durum farklıdır. Çekiç darbesi ve acı, onun ne içinde, ne de dışındadır. Yalnızca acı vardır onun için. başka deyişle doğş , yandan dünya, diğer yanda da kendisinin olduğunu bilemez. ayırımı yapamamaktadır henüz.
Bebeğin dünyası da onunla birlikte doğar. Olaya doğş bebeğin görüş açısından bakarsak, onunla dünya tek varlıktır. Doğum anından itibaren -dünya varolmuştur. Ancak, varoluş için zamanlar hiç de zevkli değildir. Aksine, sinirlidir . Küçük dünyasında, pekçok şey yolunda gitmemektedir, yorgundur, gereksinmeleri vardır. Eh, bunlarda minik konuğumuzu kusursuz etmeye yeter de değil mi? Doğumdan hemen sonra, bebeğin duyduğu hisleri, terkedilmişlik, yalnızlık, ve şeklinde özetleyebiliriz.
Ancak, günlerin huzursuzluÄŸundan sonra, yepyeni unsur ılır ÅŸamına: zevk ve hoÅŸnutluk. Emme ının ilkel zevk duygusuyla baÄŸlantılı olduÄŸu, bugün tartışmasız, herkesçe edilen gerç. Emmek, için refleksten derin, anlamlı . Emmeyle birlikte çok önemli gerçekleÅŸmektedir. zevk verici ÅŸeyi içine katmaya, o zevkle özdeÅŸleÅŸmeye çalışmaktadır, iÅŸte bebeÄŸin ÅŸamındaki ayırım. itibaren zevki kendine katmaya, hoÅŸnutsuzluk verici ÅŸeyleri ise, kendinden uzaklaÅŸtırmaya çalışacaktır. arada kendinden bazı ÅŸeyleri de reddedecektir, örneÄŸin; rahatsız organlarını. Buna karşın, dış dünyanın hoÅŸuna giden bölümünü, örneÄŸin, annesinin memesini, kendi içine alacaktır. Böyle o\unca, evren, doÄŸÅŸ için, kendi, diÄŸeri ise, dış dünya olmak üzere deÄŸil, zevk (kl “dıştan da gelse ona aittir) ve hoÅŸnutsuzluk ( kendisinden doÄŸsa da ona yabancıdır) ÅŸeklinde iki bölüme ayrılacaktır.
doğş bebeğin tutumu: İyiyi kendine katma, kötüyü ise, reddetme eğilimi, kendisiyle dış dünya arasındaki ayrımın tohumunu oluşturmaktadır. Başlangıçta, yalnızca, İçgüdüden ibaret olan unsurlar, örneğin emme ile özdeşleşme ve dışkıyı kendinden atma, yavaş yavaş psikolojik plana da kayacak, bebeğin kendine katma eğiliminde olduğu şeyler onunla, dışındakiler ise, çevreleyen dünyayla özdeşleşecektlr. Aylardan sonra erişeceği noktada , artık kimliğinin, başka deyişle, bağımsız şi olarak varlığının bilincinde olacaktır.
Zevk duygusu, yani emmek, doÄŸÅŸ bebekte, önce, “terkedilmiÅŸlik ve yalnızlık” olarak tanımladığımız duyguyu siler. Åžimdi ona ait, özdeÅŸleÅŸeceÄŸi ÅŸeyi vardır. Buna, “arkadaÅŸ” da diyebiliriz. Hayat yolculuÄŸunda kendisine arkadaÅŸ edinmiÅŸtir. da sizsiniz, annesi…

YENİ DOĞŞ BEBEĞİN KİŞİLİĞİ

Bebeğin karnı acıktığında, öfkelendiğinde da acı çektiğinde, farklı biçimlerde ağladığını söyledik. Ancak , karnı acıkan bütün bebeklerin, aynı şekilde, aynı tonda ağladığı, öfke, acı ve hastalık ağlamalarının da tüm için belirli kalıpları olduğu anlamına gelmez tabii. Her bebeğin çeşitli durumlarda, kendine özgü ağlama biçimi vardır. Belirli davranışlarının kendine has olduğu
Genç , bebekleri, “çok kötü” da, “fazla iyi” olduÄŸu için kaygılanırlar. Gerçekte kötü da iyi yoktur. Her bebeÄŸin, kendine has karakter ve davranış biçimi vardır, ikinci bebeÄŸinizi doÄŸurduysanız, ilki davranmasını beklemeyin, iki kardeÅŸ birbirlerinden bütünüyle farklı olabilirler.
Kimi sakindir. Sürekli uyur, meme emme ı gelince, mırıldanıp, homurdanmakla yetinir. de heyecanlı vardır. Karınları tokken, görünürde belli rahatsızlıkları yokken de bağırıp, ağlarlar, kıvranırlar. Çok olaylara şiddetli tepki gösterirler.
Kısaca özetlersek, doğum anından itibaren kendine özgü tavırlar edinir, yani şiliği gelişmeye başları..
Peki, arasındaki denli büyük davranış farklılıklarının sebebi nedir? şilik özelliklerinin kısmen kalıtsal olduğu, hepimizin bildiği gerç. önce de belirttiğim , çocuğun özelliği, diğeri de tamamen başka özelliği kalıtım yoluyla edinebilir. Kısaca genelleme yapacak olursak, bebeğin şiliğinin belirli bazı yönlerinin anne-babadan geçen mirastan oluştuğunu anlayabiliriz. Ancak, diğer takım özellikler, çevrenin etkisiyle biçimlenir. Hamileliğin gidişi, yani ana rahmi içindeki şam koşulları, arkasından doğum sonrasındaki olaylar ve hayati mekanizmaların bunda büyük rolü vardır. Örneğin, anne-babanın doğan bebeği karşılayış biçimi büyük önem taşır. Gereğinden fazla kaygı, aşırı ruhsal gerilim, abartmalı , küçüğün davranışlarını belirli ölçülerde etkiler. Bebeğin huysuzluğu çoğu , anne-babanın endişelerinin yansımasından başka şey değildir.