Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)
Normal şartlarda tüp(Fallop tüpleri veya Tubalar) içinde sperm hücresi ile karşılaşıp döllenen yumurta hücresi endometriuma(rahim iç tabakasına) gelir ve rahim içinde büyümeye başlar. Eğer gebelik ürünü endometrium dışında bir yere yerleşirse dış gebelikten sözedilir.
Â
Dış gebelik nerelerde görülebilir?
1-En sık tüplerde yerleşir.
2-Karın boşluğunda
3-Yumurtalıklarda
4-Servikste
5-Rahimin geniş bağı içinde
Dış gebelik neden oluşur?
Yumurta hücresinin yumurtalıktan atılmasındaki aksama, yumurtlama normal olsa bile tüplerin ucunda bulunan püsküle benzeyen yapıların(fimbria) geçirilmiş enfeksiyon, hormonal bozukluk ve karın içi kitlelere bağlı olarak yumurta hücresini yakalamada gecikmesi, aynı nedenlerle tüplerde meydana gelen daralma ve tıkanmalara bağlı olarak yumurta hücresinin rahim içine doğru göçünün yavaşlaması sonucu gebelik ürünü rahim içine uygun zamanda varamaz. Böylece tutunduğu herhangi bir yerde, en sık da tüplerin en geniş yerinde büyümeye başlar.
Dış gebelik kimlerde daha sık görülür?
En sık 35-44 yaşlar arasında görülür.
Dış gebelik geçirenlerde tekrar ektopik gebelik riski %10-25’tir.
Geçirilmiş genital enfeksiyonlarla birlikte görülen tüp iltihabı(salpenjit), endometriozis ve tümör gibi sebeplere bağlı tüp hastalıkları olanlarda risk artar. Klamidya denen mikroorganizma, tüp harabiyeti ve takiben tubal gebeliğe yol açan en önemli etkendir.
Tüplerin bağlanması, tüplerin açılması, daha önce geçirilmiş dış gebelik ameliyatı gibi tüplere yönelik cerrahi müdahaleler de riski artırır.
Rahim ve tüplerdeki doğumsal kusurlar
Rahim içi araçların(RİA) dış gebeliği artırdığına dair kesinlik yoktur. Ancak rahim içi araç kullananlarda normal gebeliğe karşın dış gebelik 5 kat daha fazla görülür. Bakırlı RİA’larda gebeliklerin %4’ü, hormonlu RİA’larda %17’si tubal dış gebeliktir.
Eğer gebe kadın düşük doz progesteron içeren doğum kontrol hapı veya ilişki sonrası östrojen kullanmışsa dış gebelik riski artar.
İnfertil ve yardımcı üreme teknikleri uygulananlarda risk artar.
Sigara içmek riski artırır.
Tekraralayan düşüklerde risk 2-4 kat artar. Yasadışı düşüğün sık görüldüğü yerlerde risk 10 kat fazladır.
Görülme sıklığı
Gebeliklerin %1-2’si dış gebeliktir.
Dış Gebeliğin Belirtileri
Erken dönemde normal gebeliklerde de olan adet gecikmesi olur. Yalnız kısa dönemde, içinde büyüyen gebelik ürününe bağlı olarak tüp, gerilmeye başlar ve gerilmeye bağlı ağrılar en sık şikayet olarak karşımıza çıkar. Anormal vajinal kanamalar da bu arada görülebilir. Hasta bu dönemde başvurursa en başarılı şekilde tedavi edilir. Tüp içinde büyümeye başlayan gebelik ürünü(embryo) çevre dokunun beslenmesini bozarak yırtılmasına ve ciddi iç kanamalara yol açar. Hastalıktan en sık ölüm nedeni bu iç kanamadır. Eğer tüp yırtılır ve kanama olursa hasta bıçak saplanır tarzında çok şiddetli ağrı ve iç kanamaya bağlı baş dönmesi, bayılma yakınmalarıyla hastaneye müracaat eder. Bazı kadınlar böyle bir durumda ağrı ile birlikte ishal, bulantı, kusma ile gelebilirler. Böyle bir tablo gastroenterite çok benzediğinden, yanlış tanı ne yazık ki dış gebelikten ölüme yol açabilir.
Tanı
1-Jinekolojik muayene
2-betaHCG testi
3-Transvajinal ultrason
Yukarıdakilerin sonrasında gerekirse vajinal renkli Doppler ultrason, progesteron ölçümü, dilatasyon küretaj, laparoskopi yapılır.
Tedavi
Tedavide amaç anne hayatını kurtarmak olduğu kadar doğurganlığı da korumaktır.
Hastanın yaşı, genel durumu, hikayesi, gelecekteki çocuk arzusu, gebelik kitlesinin yeri, büyüklüğü gibi birtakım özelliklere bakılarak aşağıdaki tedavilerden biri seçilir:
1-Bekleme tedavisi( Ultrason ve betaHCG takibi ile dış gebeliğin kendiliğinden gerilemesi beklenir.
2-Tıbbi(metotreksat,… gibi ilaçlar verilerek ) tedavi
3-Cerrahi tedavi
a) Açık ameliyatla
b) Laparoskopik ameliyatla(Karına birkaç delik açılır,ameliyat bu deliklerden sokulan alet ve kamera yardımıyla yapılır.)
Gebelik ve emzirme kadın için doğal ve fizyolojik olaylardır. Gebelik ve emzirme döneminde kadının beslenmesindeki amaç;
• Kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak, vücudundaki besin öğeleri yedeğini dengede tutmak.
• Bebeğin normal büyümesi ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini tam olarak karşılamaktır.
Beslenme biçiminiz nasıl olmalı?
Besin gruplarını, hangi besinlerin ne içerdiğini ve ne kadar tüketmek gerektiğini yeteri kadar iyi biliyor muyuz?
Et Grubu
Yumurta, et, tavuk, balık, peynir, hindi benzeri proteinden zengin besinlerden oluşur. Bunlar, özellikle demir, B12 vitamini, fosfor, B2, B6 , folik asit gibi önemli besin ögelerinden zengindir. Balıkta bulunan omega 3 yağ asitleri gereksinimi emzirme döneminde artar, bu nedenle haftada en az 2-3 porsiyon balık tüketilmelidir. Bu gruptan her gün en az 3-4 porsiyon tüketilmesi önerilir. Yağlı et ürünleri, tavuğun derisi, kızartmalar, direkt kömür ateşinde pişmiş etler sağlığınıza zarar verdiği gibi çok da kalorilidir. Fazla protein alımı, sanılanın aksine süt yapımını arttırmaz. Aksine fazla kalori alımına ve böbreklere aşırı yüklenilmesine neden olur.
Süt Grubu
Süt, yoğurt, kefir, ayran, kımız. Bu besinler kalsiyumun en zengin olduğu gruptur. B12, B6, A Vitamini gibi birçok besin ögesinin de en önemli kaynağıdır. Günde en az 3 bardak yağsız veya yarım yağlı süt grubundan tüketmelisiniz. Emzirme döneminde 1200 mg civarında kalsiyum ihtiyacı vardır. 1 bardak sütte 240 mg kalsiyum bulunur. Yağsız süt aldığınızda daha avantajlı olursunuz. En azından yağdan gelen kalori azalır ve besleyici değeri de değişmez. Yeterli kalsiyum alınmadığında osteoporoz riskinde artış olmaktadır. Üstelik yeterli kalsiyum alımı kilo kontrolünde yardımcıdır ve obezitenin önlenmesi için önemli bir unsurdur.
Sebze-Meyve Grubu
A, C, K vitaminin ve potasyumdan zengin oluşunun yanı sıra önemli ölçüde su ve karbonhidrat gereksinimini de karşılar. İçerdiği antioksidan maddelerden dolayı bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Günde 3-4 porsiyon meyve ve 2-3 porsiyon sebze tüketin. Antioksidan vitaminler ve biyoaktif bileşenlerce zengin olan sebze ve meyvelerden her gün en az 5 renk yemeğe çalışın. Çünkü sebze ve meyvelere rengini veren maddeler, sağlığımız için çok önemli bileşenler içerirler.
Tahıl Grubu
Ekmek, pilav, makarna, bisküviler, krakerler, patates, leblebi gibi nişasta içeriği zengin besinleri kapsar ve ihtiyacımız olan enerjimizin en önemli kaynağıdır. Özellikle tam taneli tahıllar, beyazlatılmamış ürünler kan şekeri dengesini sağlamada önemli yer tutar. Günlük 12-14 porsiyon (2 kaşık pilav veya makarna, 1 dilim ekmek, ¼ simit, 1 çay bardağı leblebi, 4 kaşık kurubaklagil yemeği, 1 orta boy patates bir porsiyondur) tahıl grubundan besini mutlaka tüketmeye çalışın. 2 kaşık pilav veya makarnanın, 1 kase çorbanın, ¼ simidin, 1 patatesin, 3 kestanenin, 2 adet bisküvinin bir dilim ekmeğe eşit olduğunu unutmayın. Ekmekte yağ olmadığını, dolayısıyla ekmek yiyerek şişmanlanmayacağını bilmelisiniz.
YaÄŸ Grubu
Zeytinyağı, yağlı tohumlar, fındık, ceviz, mayonez, tereyağ v.b besinlerden oluşur.
Yağ grubundaki besinler, önemli ölçüde enerji ihtiyacımızı karşılamamızı ve yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanılmasını sağlar. Özellikle bitkisel sıvı yağlarda bulunan doymamış yağ asitleri süt veriminizin artmasında önemli rol oynar. Katı yağları hayvansal gıdalarla aldığınız için, günde tüketeceğiniz 20-30 gr sıvı yağ ihtiyaçlarınızı karşılamaya yeterlidir. Bunu da yemeklerle birlikte almalı ve kesinlikle yağı kavurup yakmamalısınız.
5 adımda sağlıklı beslenin, formda kalın.
Diyet kişiye özeldir. Ayrıca sabah kibrit kutusu büyüklüğü peynirle başlayan diyetler insanlarda tepkilere neden olmaktadır. Esnek bir program için adım adım yapılması gerekenleri birlikte takip edelim.
1. Adım
Yediklerinizi kaydedin.
Yediklerinizi tüm ayrıntısı ile yedikten hemen sonra bir deftere yazın ve yazdıklarınızı sık sık kontrol edin. Hangi saatte, ne yemişsiniz? Ne kadar yemişsiniz? Bu notlar sizin için önemli olacaktır. Çünkü bir sonraki gün ne yiyeceğinizi, neleri azaltmanız gerektiğini bir önceki günün kayıtlarına bakarak karar verebilirsiniz. Örneğin süt- yoğurt tüketmeyi unutuyorsanız, bu kayıtlar size hatırlatacaktır. Gece yemelerinizin yoğun olduğunu görüyorsanız yemeklerinizi öğünlere daha dengeli dağıtmalısınız. Öğle yemeğini geçiştiriyorsanız akşam daha fazla yediğinizi fark edebilirsiniz. Akşam yemeği sabah ve öğlen öğünlerine göre daha az önemlidir. Ayrıca akşam fazla yemenin kilo alımına sebep olabileceğini unutmayın.
2. Adım
Besin gruplarını, içeriklerini ve kadar tüketmek gerektiğini öğrenin.
Doğada yaklaşık 40 bin çeşide yakın besin bulunur. Birbirine besin değeri ve besin öğeleri yönünden benzeyenler aynı grupta toplandığında karşımıza et, süt, sebze-meyve, tahıl ve yağ grubundan oluşan 5 temel besin grubu çıkar. Bu besin gruplarını en iyi şekilde öğrenerek ihtiyacınız kadar tüketmelisiniz.
3. Adım
Güvenli gıda seçmeye özen gösterin.
Besinleri satın alırken uygun ambalajlanmış olması, uygun sıcaklıkta saklanmış olması, sağlıklı pişirme yöntemi uygulanmış olması ve hijyenik koşullarda üretilmiş olması çok önemlidir. Örneğin, gereksiniminiz olan kalsiyumu karşılamanız için günde en az 3 bardak süt veya yoğurda ihtiyacınız var, bunu eğer açıkta satılan ürünlerden seçerseniz besin zehirlenmesi riski ile karşı karşıyasınız demektir. Ayrıca evde kaynatarak hazırlanan sütlerin kaynatma esnasında sütün besin değerinin %90`ını kaybettiğini unutmayın.
İnsan sağlığı açısından tüm standartlara uygun özellikler taşıyan, özel ısıl işlemlerden geçerek hazırlanan ve soğuk zincir yöntemiyle korunan UHT ve pastörize sütleri tercih edin.
Balık tüketmenin öneminden bahsettik. Kızartma balık yediğinizde yararları bir tarafa vücudunuza kanserojen bir çok maddeyi almanız söz konusudur, bu nedenle daha sağlıklı olan fırında pişirme yöntemini tercih etmelisiniz.
4. Adım
Sıvı alımınızı arttırın.
Özellikle günde 3 litre su için. Çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekler vücuttan fazla miktarda su kaybedilmesine ve kalsiyumun kemiklerden atılımını hızlandırmasına neden olur. Bu nedenle sıvı gereksiniminizi başta su, süt, ayran, meyve suyu gibi içeceklerden karşılayın. Burada unutmamanız gereken 1 bardak meyve suyunun 2 porsiyon meyvenin kalorisine eşit olduğudur.
5. Adım
Hareketlerinizi arttırın.
Vücuda alınan fazla enerjinin sadece hareket ederek harcanabileceğini unutmayın. Yaklaşık 1 dakika merdiven çıkarak 1,2 kalori, 1 dakika yürüyüş ile yaklaşık 0.7 kalori harcarsınız. Egzersiz, enerji harcanmasına yardımcı olduğu gibi vücudun kimyasını etkileyerek hormonal salınımı düzenler ve mutlu olmayı sağlar.
Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını daha çok yukarıya doğru çekerek ağlıyorsa buna gaz sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri gaz sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılması, çok erken ek besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde gaz sancılarını arttırır.Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da basit mikrobik kontaminasyonlar sonucu gaz sancısına neden olabilir.
Aşağıdaki makalede bebeklerde gaz sancıları ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
Durmadan aÄŸlıyorsa…
Eğer bebeğiniz bir günde 3 saatten, haftada 3 günden fazla ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yoksa yani sağlıklı ise, bunun nedeni gaz problemidir. Bebeklerde açlık ve ağrıya bağlı olmayan ve açıklanamayan ağlama nöbetlerine kolik deniyor. Ağlama nöbetleri 1-2 saat devam eder ve bebekler bu dönemler arasında iyi görünür. Gaz sancısı olan bir bebek, ağlama nöbeti sırasında bütün kuvvetini tüketecek şekilde, durmak bilmeden ve teselli edilemeyecek şekilde ağlar. Çoğu bebeğin ağlama veya susmalarının açık bir nedeni yoktur.
KoliÄŸin nedeni
Peki kolik denen gaz sancıları neden oluyor? BebeÄŸiniz neden bu kadar aÄŸlıyor? Maalesef, kimse bunun tam olarak neden olduÄŸunu bilmiyor, ancak kolik saÄŸlıklı ve 5 ayın altındaki yenidoÄŸanların yüzde 10-25′inde görülüyor. Kolik, bir hastalık deÄŸildir, sadece bebekte saÄŸlıklı olmasına raÄŸmen gaz sancısı nedeniyle teselli edilemeyen bir aÄŸlama ÅŸeklinde görülüyor.
Gazlı bebek, rahatsız olduğunu gösteren hareketlerde bulunur. Bunlar: Bacaklarını uzatır ya da kendine doğru çeker. Bunu gazı çıkarmak için yapar. Ağlar ve huzursuzluk duyar. Bebeğinize günün herhangi bir saati rahatsızlık verebilir. Ama daha çok akşam saatleri ile gece yarısı ortaya çıkar. Gaz, sıklıkla uyumasını geciktirir ve gece uyanmalarına neden olur. Gazlı bebekler genelde hassas mizaçlı, ilgi isteyen ve çok daha kolay uyanan karakterdeki bebeklerdir. Bazen anne-babalar bu durumdan kendilerini sorumlu hissedebilirler, ancak bebekte kolik gelişmesi kötü anne-baba olduğunuzu kesinlikle göstermez, bu nedenle kendinizi suçlamayın.
Nedeni ne olursa olsun kolikli bir bebekte çığlık atar şekilde ani başlayan ve teselli edilemeyen bir ağlama şekli görülür. Gaz sancısı sırasında vücudu gerginleşir, sırtını geriye doğru büker, yüzü kızarır, el ve ayakları hafifçe morarabilir.
Ne kadar devam eder?
Genellikle 2-4 hafta arasında kolik belirtileri kendini gösterir. BebeÄŸin aÄŸlamaları 6-8 hafta arasında ÅŸiddetlenir. En iyi tarafı da sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır. AÄŸlamalar 2. veya 3. ayda azalmaya baÅŸlar, kolikli bebeklerin yüzde 90′ı dördüncü aylarında düzelirler.
Bebeğinize nasıl yardım edebilirsiniz?
Öncelikle derin nefesler alın ve rahat olmaya çalışın. Sakin ve nazikçe yapılan hareketler bebeğinizi rahatlatacak en iyi yaklaşımdır. Koliğin muhtemel sebeplerine göre yaklaşım tarzınızı şöyle belirleyebilirsiniz:
1- Bebeğinizin merkezi sinir sistemi tam olarak gelişmemiş olabilir ve dünyadaki gürültülere henüz hazır olmayabilir. Bu durumda bebekler üçüncü haftanın sonunda dış uyaranlara karşı daha uyanık olurlar ve sinir sistemi, istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamaz. Uyaran bombardımanı altındaki bebek, akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Bebeğinizi rahat ettirmeniz önemlidir. Ne zaman ağlarsa bebeğinizi kucağınıza alın ve onunla konuşarak veya şarkı söyleyerek onu yatıştırın. İlk 4 ayda bebeğiniz kucağa alışacak diye endişelenmeyin.
2- Sallanan bir koltukta bebeğinize sarılabilir, onu beşiğinde sallayabilir veya sallanan anakucağına koyabilirsiniz. Onu ince bir battaniye ile sararsamz veya kanguru ile önünüze asarak onunula dans ederseniz bebeğiniz daha az ağlayacaktır. Bebeğinizi karnınızın, dizinizin veya sıcak su torbasının üzerine yatırabilirsiniz. Sırtına hafif, ritmik hareketlerle vurarak masaj yapabilirsiniz. Kanguruya, ana kucağına veya pusetine koyarak yürüyüşe çıkabilirsiniz. Temiz hava ve ritmik hareketler bebeğinizin sakinleşmesine ve uykuya dalmasına yardım edecektir. Devamlı bir sese maruz kalacağı araba gezintisi de yapabilirsiniz. Bebeğiniz ile birlikte duş alabilirsiniz.
3- Bebeğinizin mide-bağırsak sistemi henüz tam olgunlaşmamış olabilir. Bebeğinizin özellikle beslendikten sonra gazının veya ağrısının olup olmadığına dikkat edin. Eğer gazı varsa gazının çıkarılmaya ihtiyacı vardır. Emziriyorsanız veya biberonla besliyorsanız ara ara gazını çıkartın. Biberonla besleniyorsa hava yutmadığından emin olun ve emziğinin uygun boyutta olmasına dikkat edin. Biberon büyük ise hızlı beslenmesine, küçük ise hava yutmasına sebep olacaktır. Hava yutmasını azaltan özel biberonlar denevebilirsiniz. Beslenme sonrasında bir süre sessiz ve hareketsiz kalmasına özen gösterin, evirip çevirmekten kaçının. Rezene, papatya gibi çaylar gaz sancısını hafifleten ve bebeği rahatlatan bitki özleridir. Doktorunuza danışarak bu çayları deneyebilirsiniz.
4- Bebeğinizin anne sütü içindeki bazı maddelere reaksiyonu olabilir. Anne sütü alıyorsa doktorunuza danışarak diyetinizi değiştirmeniz faydalı olabilir. Böylece bebeğinizin daha az ağladığını göreceksiniz. Baharatlı yiyecekler, buğday gibi lifli tahıllar, kabuklu yemişler, fasulye, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, brokoli, soğan, sarımsak, çilek ve kahveyi diyetinizden çıkarmalısınız. Eğer bebekte ishal, kusma, egzama, hırıltı veya ailede inek sütü alerjisi varsa annenin aldığı inek sütüne bebeğin de alerjisi olabilir. Eğer emziriyorsanız 1 hafta süreyle inek sütü içmeyin ve inek sütü içeren peynir, yoğurt ve dondurma gibi yiyecekler yemeyin. Bu sürede bebeğinizin koliği azalırsa bu besinleri çok az tüketmelisiniz. Eğer hazır mama veriyorsanız ve bebeğinizde alerji belirtileri varsa 1 hafta süreyle hipoallerjik olan mamalardan birini veya soya içeren mamalar vermeyi deneyebilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
5- Bebeğiniz kaprisli, hassas ve tepkili olabilir. Birkaç hafta erken doğan prematüre bebeklerin sakinleştirilmesi daha zordur. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa doğal olarak endişelenmeye başlarsınız. Anne-babada endişe, sinirlilik ve kızgınlık olursa bebeği sakinleştirmekte daha çok zorlanabilirler, bebek sizdeki gerginliği hissederek daha huzursuz hale gelebilir ve sakinleşmesi daha zor olabilir. Eğer kendinizi gergin hissetmeye başladıysanız, mola vermeniz önemlidir. Kendi sağlığınıza da dikkat etmelisiniz. Günde en az 1 kez gündüz de uyumaya çalışın.
6- Kolikli bir bebeğin bakımını iki kişinin üstlenmesi daha uygun olur. Eşiniz veya güvendiğiniz bir kişiden bebeğinize bakmasını isteyebilirsiniz. Siz de bu arada sakin bir odada dinlenebilir veya uzun bir banyo yapabilirsiniz. Veya bir süre evden uzaklaşabilirsiniz, temiz hava almak ve zihninizi dinlendirmek size enerji verir. Eğer yardım alabileceğiniz kimse yoksa; bebeğinizle birlikte yürüyüşe çıkabilir ve temiz hava alabilirsiniz, içinde bulunduğunuz durumla ilgili her gün bir arkadaşınızla konuşabilir ve endişelerinizi paylaşabilirsiniz.
Sık yapılan yanlışlar ve yapılması gerekenler
. Eğer emziriyorsanız kesmeyin. Her ağladığında emzirmeyin veya biberon vermeyin. Ağlama nedenlerinden biri de karnının aç olmasıdır, ancak son 1-2 saatte yeterli beslendiyse tekrar beslemeyin.
. Bebeğiniz ağladığı zaman kucağa alınmasına ihtiyacı vardır, ancak ağlamadığı zamanlarda kucağa almayın.
. Bebeğinizi uyuması için sürekli sallıyorsanız, bu durum bebeğiniz için vazgeçilmez bir alışkanlık olacaktır. Bunu önlemek için bebeğinizin uykusu geldiğinde ve ağlamadığı her zaman onu yatağına koyun. Böylece rahat pozisyon almayı ve uyumayı öğrenir. Ağlamıyorsa uyuması için sallamayın ve emzirmeyin. Kolik önlenemez ancak uyku sonınu önlenebilir.
. Gündüz uzun süre uyumasını azaltmaya çalışın. Eğer gündüz 2-3 saatten fazla uyuyorsa nazikçe uyandırın, oyun oynayın veya onu besleyin. Böylece gece uyanık kaldığı saatleri azaltmış olursunuz.
. Bebeğinizi su yatağında ve yumuşak yastıklarda yüz üstü olarak bırakmayın. Çünkü bu şekildeyken bebekler nefes almak için başlarını kaldıramazlar. Bebek bu durumdayken nefes alamama ve beşik ölümü riski mevcuttur.
VİTAMİN A: D ve E vitaminleri gibi yağda çözülen bu vitamin, hücre büyümesi için önemli. Mukoza tabakaları ile gözlerin faaliyetini sağlıyor. Cilt ve vücut dokularının sağlıklı olmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Birçok kanser türüne karşı koruyucudur, antioksidandır ve karanlıkta görmeyi sağlar. Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasulye, fıstık, ceviz, yeşil ve sarı sebzelerde bulunur. başa dön
VİTAMİN B1: Karbonhidratlardan enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve sindirim sistemi için gerekli. Vücudun proteinleri kullanabilmesini sağlar. Pirinç, mısır, darı, mantar, yulaf, kepek ekmeği ve makarnada bulunur. başa dön
VİTAMİN B2: Protein, yağ ve karbonhidratların bünyede işlenmesini sağlıyor; yani enerji açısından önemi çok büyük. Ayrıca alyuvarların oluşumu için de çok yararlı. Bu vitamin gözlere ve deriye de sağlık veriyor. Süt, peynir, yoğurt ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. başa dön
VİTAMİN B5: Kümes hayvanları, sığır, koyun eti, karaciğer, yumurta ve sütte bulunur. başa dön
VİTAMİN B6: Tüm metabolizma için vazgeçilmez bir vitamin. Özellikle sinir sistemi üzerinde etkili. Proteinin vücutta değerlendirilmesini de sağlıyor. başa dön
VİTAMİN C: Vücudun direncini artırıyor, diş, kemik ve kan damarlarının sağlıklı olmasını sağlıyor. Hücre solunumuna etki ediyor. Portakal, mandalina, greyfurt, limon (turunçgillerde), havuç, çilek, kavun, taze kırmızı ve yeşil biber, beyaz ve kırmızı, lahana, maydanoz, kuşburnu ve yeşil sebzelerde bulunur. başa dön
VİTAMİN D: D Vitamini: Kemikler için vazgeçilmez bir vitamin. Eksikliği raşitizme yol açıyor. Balık yağı, süt ve tereyağı başa dön
VİTAMİN E: Vücudun su ve yağ birikimini ayarlıyor. İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısırözü yağı, ayçiçek yağı, fıstık, susam, soya yağları, zeytin yağı, balık yağı, fındık, ceviz, badem, makarna, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yer fısığı, kabak çekirdeği, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler başa dönVİTAMİN K: Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Et, karaciğer, domates, kabak, karnıbahar, ıspanak ve diğer yeşil sebzelerde bulunur. başa dönHamilelikte bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için hayati önem taşır. Yetişkinlerde beyin ve sinir sistemi fonksiyonları, protein kullanımı ve kan hücreleri yapımı için gerekli. başa dön
Folik asit:
Kalsiyum: Dişlerin ve kemiklerin güçlü olmaları için öncelikle kalsiyum gereklidir. Kalsiyum aynı zamanda kalp atışlarını düzenler, kanın gerektiği gibi pıhtılaşmasını sağlar, kaslar ve sinirler için yararlıdır. Kalsiyum kan basıncının yükselmesini ve kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Ancak yapılan araştırmalara göre her on kadından sekizi, bol miktarda kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenmek istemiyor. Hamilelik, bebeği anne sütüyle emzirme, menopoz, kafeinli içecekler vücuttaki kalsiyum miktarını azaltır süt ve sütlü besinler, mısır, sardalya balığı, kalamar, ıstakoz ve brokkoli bol miktarda kalsiyum içeren besinlerdir. başa dön
Kiraz: B1, B2, A, C vitaminleri ve malik asit.
Hindistan cevizi: A, C vitaminleri.
Kestane: A, B, C vitaminleri.
Lahana: A, B1, B2, B6, C, E, K, P vitaminleri.
Bakla: A, B1, B2, C, E, K vitaminleri
İncir: A, B vitaminleri
Çilek: A, B1, B2 C vitaminleri
Mısır: A, B1, B2, E, K vitaminleri.
Ağaç çileği: A, B, vitaminleri.
Limon: B1, C, P vitaminleri
Mandalina: A, B, C vitaminleri
Kayısı: C vitamini
Ananas: A, B1, B2, C vitaminleri
Badem: B1, B2 vitaminleri
Elma:A, B1, B2, C vitaminleri
Nar: B1, C vitaminleri
Kavun: A, B1, B2, C vitaminleri
Arpa: B vitamini.
Patates: A, B1, C vitaminleri
Åžeftali: A vitamini
Domates:v A, B1, B2, C vitaminleri
Maydanoz: A, C, K vitaminleri
Erik: A, B1, B2, C vitaminleri
Frenküzümü: C vitamini ve malik asit.
Kereviz: A, B1, B2, C, K vitaminleri
Ispanak: B1, B2, C, P, K vitaminleri
Üzüm: A, C vitaminleri
Enginar: C vitamini
Su teresi: A, C, D vitaminleri
Havuç: B, C, D, E vitaminleri
Semizotu: C vitamini
Roka: C vitamini
Ayva: C vitamini
Mercimek: Tüm B vitaminleri
Ayı üzümü: A, C vitaminleri
Avakado: A, D, e vitaminleri
Pazı: A, C vitaminleri
Biber: C (çok miktarda), B, B2, E vitaminleri
Muz: A, B1, B2 C vitaminleri
Üst Çene
A - Orta Kesici- 8-13 Ay
B - Yan Kesici - 8-13 Ay
C - Kanin (Köpek Dişi) -16-23 Ay
D - Birinci Azı- 13-19 Ay
E - İkinci Azı - 25-33 Ay
Â
Alt Çene
A - Orta Kesici- 6-10 Ay
B - Yan Kesici - 10-16 Ay
C - Kanin (Köpek Dişi) - 16-23 Ay
D - Birinci Azı - 13-19 Ay
E - İkinci Azı - 23-31 Aylar
Diş oluşumu anne karnında 30- 34. günde başlar bu yüzden annenin beslenmesi, aldığı ilaçlar, geçirdiği hastalıklar bebeğin dişlerinin zayıf yada kuvvetli yapıda oluşunu etkiler. Daimi dişlerin gelişimi ise doğum anında başlar, bebeğin geçireceği hastalıklar, alacağı ilaçlar ve beslenmesi de ileride diş yapısın etkiler.
Ortalama 6 aylıkken bebekler ilk dişlerini çıkarırlar. Dişler çıkmadan önce bebeğin salyasında artış, dişetlerinde tümsekleşme, dişlerin kaşınması, bebekte huzursuzluk,uykusuzluk vb tablolar izlenir. Bu dönemde bebeğin dişlerini kaşımak amacıyla her bulduğu şeyi ağzına götürmesi sonucu ishal ve ateşte artma sıklıkla görülen şikayetlerdir.
Bu dönemde bebeğin kaşıntısını rahatlatmak için kalın kesilmiş, bebeğin kopartamayacağı şekilde kesilmesine dikkat edilmelidir, havuç, salatalık gibi soğutulmuş sebzeler, yine buzdolabında soğutulmuş diş kaşıyıcıları bebeğe verilebilir. Bebekteki rahatsızlık bu şekilde geçmiyorsa çocuk doktorunuza veya diş hekiminize danışarak tavsiye edecekleri anestezikli krem kullanılabilir.
Dişlerin sürmesiyle birlikte diş bakımı başlamalıdır. Her beslenmeden sonra temiz ıslak bir tülbent ile dişler silinmelidir. Bebekleri bala batırılmış emzik, şeker veya bal ile tatlandırılmış sütle uyutmaktan kaçınmalıdır. Bebek beslendikten, uyuduktan sonra mutlaka emzik yada biberon ağızdan çekilmeli ve dişler temiz bir tülbent yardımı ile temizlenmelidir.
Süt dişlenme 2 –3 yaş gibi tamamlanır. Bu süre içinde doktorunuzun tavsiyesi doğrultusunda çocuğunuzun diş sağlığı açısından gerekli kalsiyum ve floru takviye etmek gerekir. Flor haplarının dozu mutlaka diş hekiminiz tarafından ayarlanmalıdır. 12 yaşına kadar flor hapı kullanılması daimi dişleri de etkilemektedir ancak bu yaştan sonra flor hapı kullanımı yeterli faydayı sağlamamaktadır. Flor uygulama yöntemleri için diş hekiminiz size yol gösterecektir.
1,5- 2 yaş civarında küçük bir diş fırçası yardımıyla dişler fırçalanmalıdır. Bu işlem 3 yaşına kadar macun kullanılmadan yapılmalıdır. Ebeveyn çocuğun dilerinin temizlendiğinden emin olduktan sonra fırçayı çocuğa vermelidir. 3 yaşından sonra da kullanılan macun miktarı pirinç tanesi kadar olsa yeterli olur.
Çikolata, şeker, sakız gibi ürünleri öğün aralarında tüketilmemesine dikkat edilmelidir. Bu tip ürünleri alırken de üzerinde gülen diş, diş dostu amblemli olanları tercih etmelidir.
Çocukları asla doktor / diş doktoru ile korkutmayınız. Her yaştaki çocuğa anlayabileceği dilde diş doktorunda yapılacakları anlatınız. Çocuğunuzu asla kandırmayınız , size veya diş hekimine olan güvenin tam oluşması tedavi sürecini kolaylaştırır.
Unutmayın çocuğunuzun ileride sahip olacağı beyaz gülüşlerde en büyük pay size ait olacaktır.